Tuesday, September 30, 2014

Çin Burçları

FARE: 

31 Ocak 1990–18 Şubat 1901(metal)
18 Şubat 1912- 5 Şubat 1913(su)
5 Şubat 1924–23 Ocak 1925(odun)
24 Ocak 1936–10 Şubat 1937(ateş)
10 Şubat 1948–28 Ocak 1949(toprak)
28 Ocak 1960–14 Şubat 1961(metal)
15 Şubat 1972–2 Şubat 1973(su)
2 Şubat 1984–19 Şubat 1985(odun)
19 Şubat 1996–6 Şubat 1997(ateş)

Pratik bir zekaya sahip olan Fare burçları herşeyin üstesinden rahatlıkla gelirler ve iyi problem çözücüdürler. Mükemmelcidirler ve onlarla çalışmak oldukça zor olabilir. Para konusunu çok sorun yapmazlar; eğer para durumları iyiyse bol bol harcarlar ama para sorunu yaşıyorlarsa kendilerini ona göre ayarlamayı da bilirler. Çok sosyal olmalarına rağmen içlerine kapanıktırlar, dertlerini kendilerine saklar, tek başına çözmeyi tercih ederler. Matematik, müzik, planlama, yönetim ve sanata özel ilgi ve yetenekleri vardır.

ÖKÜZ ( BOĞA):

19 Şubat 1901–7 Şubat 1902(metal)
6 Şubat 1913- 25 Ocak 1914(su)
24 Ocak 1925–12 Şubat 1926(odun)
11 Şubat 1937–30 Ocak 1938(ateş)
29 Ocak 1949–16 Şubat 1950(toprak)
15 Şubat 1961–4 Şubat 1962(metal)
3 Şubat 1973–22 Ocak 1974(su)
20 Şubat 1985–8 Şubat 1986(odun)
7 Şubat 1997–27 Ocak 1998(ateş)

Saf temiz ve dürüsttürler. Heyecanlı ve girişken olsalarda herşeyi alelacele yapma isteği onları yanlış yapmaya iter. Öküzlerin başarısının sırrı çalışkanlıkları ve sabırlarıdır. Bir işle kimsenin yapamayacağı kadar sıkı ve uzun süre uğraşabilirler; kendilerine inançları tamdır. Romantik olmamalarına karşın, çok sevgi dolu ve şefkatlidirler; fakat bir nebze olsun o sevginin karşılığını bulma konusunda çok şanssızdırlar. Çevresindeki insanlar onu çok iyi anlayamazlar ve çoğunlukla yanlış anlarlar. Ama öküzler çok anlayışlı ve sabırlıdırlar. Onlar seçebileceğiniz en iyi arkadaşlardır.İş dünyasında mantıkları ve planlı olmaları sonucu oldukça başarılıdırlar. El işleri ve sanata eğilimlidirler.Öküz’ün Çin sembolizminde çok önemli bir yeri vardır; çalışkanlığı, azmi, dayanıklılığı ve erdemi temsil eder.

KAPLAN:

8 Şubat 1902–28 Ocak 1903(su)
26 Ocak 1914–13 Şubat 1915(odun)
13 Şubat 1926–1 Şubat 1927(ateş)
31 Ocak 1938–18 Şubat 1939(toprak)
17 Şubat 1950–5 Şubat 1951(metal)
5 Şubat 1962–24 Ocak 1963(su)
23 Ocak 1974–10 Şubat 1975(odun)
9 Şubat 1986–28 Ocak 1987(ateş)
28 Ocak 1998–15 Şubat 1999(toprak)

Kaplan burçları düzenin ve kuralların olduğu alanlarda çok iyidirler ve yönetim ve idarecilik konusu onların doğuştan gelen uzmanlık alanıdır. Yarışmayı severler ama yoları üzerinde düşman oluşturmamaya dikkat ederler. Bu özelliklerin çoğu aynı zamanda doğada yaşayan kaplanların birebir özellikleri olarakta nitelendirilebilir. Başkalarından çok kolay etkilenmezler, otoriter ve iyi modellerdir. Kendilerine oldukça güvenli ve sağlam bir yapıdadırlar.Çinliler Kaplan’ı cinsiyet olarak erkek olarak nitelendirmişler ve kaplan burcundaki kadınlara güvenmezler.Kaplanlar acıya dayanıklı olurlar; güçlü karakterleri vardır. Cesaretleri ve kendilerini yaptığına adamalarıyla çevresindeki kişilerden saygı görürler. Kaplanlar duygusaldırlar; içlerinde büyük sevgi taşırlar. Ancak savaşçı yanları nedeniyle savaşır gibi yaşarlar aşkı. Kaplan çoğu kültürde olduğu gibi Çin kültüründe de hayvanların kralıdır.

TAVŞAN:

29 Ocak 1903–15 Şubat 1904(su)
14 Şubat 1915–2 Şubat 1916(odun)
2 Şubat 1927–22 Ocak 1928(ateş)
19 Şubat 1939–7 Şubat 1940(toprak)
7 Şubat 1951–26 Ocak 1952(metal)
25 Ocak 1963- 12 Şubat 1964(su)
11 Şubat 1975- 30 Ocak 1976(odun)
29 Ocak 1987- 16 Şubat 1988(ateş)
16 Şubat 1999–4 Şubat 2000(toprak)

Tavşan hem özellikleri hemde hayvan olarak çinliler tarafından kutsal sayılır. Yanına yaklaşması zor olsada bir kere arkadaş olduktan sonra ondan hiçbirşekilde zarar görmezsiniz. Arkadaşlarıyla ve bir toplum içinde oldukları sürece tavşanlar çok mutludurlar. Uysal ve yabancılara kapalıdırlar. Tartışmaktan hoşlanmazlar; sakin, barışçıl bir yaşam tarzları vardır. Tavşan çok dikkatlidir ve bir şeye karar vermeden önce enikonu düşünür. 

Hoş sohbettirler, okumayı ve entelektüel konular üzerine fikir yürütmeyi severler. İçtendirler. İyileştirici yanları vardır; aktar ya da doktor olurlar. Sezgileri çok kuvvetlidir; insan doğasını iyi bilirler, yalan söylendiğini hemen anlarlar. Tavşanın yaşadıkları mekân çok rahat olmalıdır, dekorasyonuna çok önem verirler. Bir tavşanın evinde çok değerli ve güzel eşyalar bulmanız mümkündür. Çin kültüründe tavşan hakkında birçok efsane vardır. Bunlardan bir tanesine göre tavşan üçayaklı kurbağa ile ayda yaşarmış. Bir diğerine göre tavşan ölümsüzlük iksirine sahiptir.

DRAGON ( EJDER ):

16 Şubat 1904- 3 Şubat 1905(odun)
3 Şubat 1916–22 Ocak 1917(ateş)
23 Ocak 1928- 9 Şubat 1929(toprak)
8 Şubat 1940–26 Ocak 1941(metal)
27 Ocak 1952–13 Şubat 1953(su)
13 Şubat 1964–1 Şubat 1965(odun)
31 Ocak 1976–17 Şubat 1977(ateş)
17 Şubat 1988–5 Şubat 1989(toprak)

Dragon Çin burçları içinde en egzotik olanı ve en göze çarpanıdır. Dragonlar doğuştan liderdirler. İdealistlik, mükemmeliyetçilik, agresiflik ve karalılık burcun genel özellikleridir.
Modayı takip ederler. Tasarımcı yanları vardır; geniş hayal güçleri vardır, farklı fikirler üretirler. Ama bazen o kadar hayalperest olurlar ki nereye gittiği belli olmayan fikirlerle 
çevresindekileri deliye çevirirler.
Bahtları açıktır, hayat onlara güzel yanını sunar. Oyunculukları iyidir, başrollere kolayca sahip olurlar.
Kolay kazanç sağlayabilme yeteneklerine karşın çok savurgandırlar. Ayrıca çok sabırsızdırlar.
Dragon kadınları çok popülerdirler ve çok hayranları vardır. Çevresindeki erkeklerin ilgisini çok çekerler ve aşkta hayal kırıklığı yaşamazlar.

YILAN:

4 Şubat 1905- 24 Ocak 1906(odun)
23 Ocak 1917–10 Şubat 1918(ateş)
10 Şubat 1929–29 0cak1930(toprak)
27 Ocak 1941–14 Şubat 1942(metal)
14 Şubat 1953- 2 Şubat 1954(su)
2 Şubat 1965- 20 0cak 1966(odun)
18 Şubat 1977- 6 Şubat 1978(ateş)
6 Şubat 1989–26 Ocak 1990(toprak)

Yılan zamanı doğmuş kişiler genelde hayatları boyunca toplumda ön plana çıkarlar. Çindeki birçok ünlü, siyasetçi ve bilim adamı Yılan burcundandır. Dragonun tersine, daha oturaklı bir karaktere sahiptirler. Kendine merak çekmeye meraklı değildir, çok dakiktir. Çok çabuk ve sıkı karar alırlar.
Zeki ve dikkatli yılan insanı, genellikle bilim adamı, filozof, dedektif ya da profesör olur. Analitik zekâya sahiptirler, yine de sezgileri çok kuvvetlidir.
Zarafete ve pahalılığa düşkündürler. Şıktırlar, onları paspal görmek güçtür. Para konusunda, yakın çevresi tarafından eli sıkı olarak nitelendirilirler.
Yılan ve onun tamamlayıcısı dragon, Çin mitolojisinde Gizem Evi’ni oluştururlar. Dragon büyücüyü, yılan ise gizemi temsil eder. Yılan suikast, skandal ve yolsuzlukla yakından ilişkilidir. Uzun yılan Çince entrika, hile anlamına gelir. Çin inanışına göre eve giren yılanı öldürmek uğursuzluktur.

AT:

25 Ocak 1906- 12 Şubat 1907(ateş)
11 Şubat 1918–31 Ocak 1919(toprak)
30 Ocak 1930-16şubat 1931(metal)
15 Şubat 1942- 4 Şubat 1943(su)
3 Şubat 1954–23 Ocak 1955(odun)
21 Ocak 1966–8 Şubat 1967(ateş)
7 Şubat 1978–27 Ocak 1979(toprak)
27 Ocak 1990–14 Şubat 1991(metal)

Çindeki yerel ve kuvvetli bir inanışa göre asya’da at yılında doğanların tiran, devrimci ya da hırsız olacağına inanılır. Diğer bir taraftan, işlerinde yükselebilme kapasiteleri çok yüksektir. Etrafındakiler ona büyük saygı duyarlar ama nadiren onarlı gerçekten anlarlar.

Para işlerinde oldukça beceriklidirler; ama yaptıkları işten çabuk bıkarlar. Çinliler atların doğuştan yarışçı ve gezgin olduklarına inanırlar ve bu yüzden erken yaşta evlerini terk ederek yaşamlarını kendileri oluştururlar. Sabırsızlardır, yüksek bir egoya sahip ve kıvrak zekâlıdırlar. Bir yere çok uzun süre bağlı kalamazlar.
Grup içinde çok rahattırlar ve iletişim sorunu çekmezler. Aşk, sevgi onlar için çok önemlidir, her şeyi bırakıp romantizmin peşinden gidebilirler.
Eski insanlar ata “erkek” cinsiyetinin özellikleri yüklemişlerdir. At burcu zamanı Yaz Gündönümü’ne denk gelir ve bu da onlara ayrı bir güç kazandırır.

KOYUN_KEÇİ_OĞLAK:

13 Şubat 1907- 1 Şubat 1908(ateş)
1 Şubat 1919- 19 Şubat 1920(toprak)
17 Şubat 1931- 5 Şubat 1932(metal)
5 Şubat 1943–24 Ocak 1944(su)
24 Ocak 1955- 11 Şubat 1956(odun)
9 Şubat 1967- 29 Ocak 1968(ateş)
28 Ocak 1979- 15 Şubat 1980(toprak)
15 Şubat 1991- 3 Şubat 1992(metal)

Bu burç adı altında keçi, koyun ve oğlaklar temsil edilir. İnsanları anlama ve ona göre hareket etme konusunda doğuştan uzmandırlar. Koyunlar Çinli astrologlar tarafından “Yin” e en çok sahip olan ve “kadın “ cinsiyetinin en yoğun olduğu burç olarak değerlendirilir. Oldukça seçkin, çekici, artistiktirler ve doğal olana düşkündürler. Zanaatkâr yönleri daha güçlüdür. Muhafazakârlardır, yaratıcı yönlerini bastırırlar. 
Koyunlar, kendilerini güvende hissetmek, sevilmek, ihtiyaç olunduğunu hissetmek isterler. Çekingendirler; tek başına hareket etmektense çoğunluğa uymayı tercih ederler. Başkaları tarafında güdülmekten hoşnut olmazlar ama yine de onları takip ederler. Bu özellik onarlı sürekli yardım istemeye ama geldiğinde de geri çevirmeye iter!
Astrolojiye, falcılığa, gizemli olaylara ilgileri vardır. Karasızlıklarından dolayı, iş hayatında başarısızlık yaşayabilirler. 

MAYMUN:

2 Şubat 1908- 21 Şubat 1909(toprak)
20 Şubat 1920- 7 Şubat 1921(metal)
6 Şubat 1932- 25 Ocak 1933(su)
25 Ocak 1944- 12 Şubat 1945(odun)
12 Şubat 1956- 30 Ocak 1957(ateş)
30 Ocak 1968- 16 Şubat 1969(toprak)
16 Şubat 1980- 4 Şubat 1981(metal)
4 Şubat 1922- 22 Ocak 1993(su)

Çin burç takviminde her hayvan o kişinin özelliklerini temsil etmek için isimlendirilir. Maymun burçlarıda çevresine neşe saçar ve bir o kadarda zeki yapıdalardır. Çok yaratıcı ve kıvrak zekâlıdırlar. Cazibeleri ve talihleri hep onlarladır. Tabiki çok şımartıldıklarında ve insanların özel hayatlarına burunlarını soktuklarında ise genelde dışlanma durumu ile karşı karşıya gelebilirler. Popülaritelerine rağmen, çok ciddiye alınmazlar. Yaramazlık doğalarında vardır ve bu çevreleri tarafından pek de hoş karşılanmaz.
Ellerinden her iş gelir. Yalnız bu başarıları onların şımarmasına ve kendilerini izole görmelerine sebep olabilir. Problem çözme yetenekleri oldukça iyidir ve geniş bir bilgi birikimine sahiptir.
Maymun Çin karakterlerinin en popüler ve sevilenlerindendir. Maymun hakkında sayısız hikâye vardır. Maymunun birçok gücü vardır ama bunları ancak erdemli birinin eşliğinde kullanırlar. Kendi inisiyatiflerine bırakıldığında kendi sonlarına neden olabilirler.

HOROZ:

22 Ocak 1909- 9 Şubat 1910(toprak)
8 Şubat 1921- 27 Ocak 1922(metal)
26 Ocak 1933- 13 Şubat 1934(su)
13 Şubat 1945- 1 Şubat 1946(odun)
31 Ocak 1957- 17 Şubat 1958(ateş)
17 Şubat 1969- 5 Şubat 1970(toprak)
5 Şubat 1981- 24 Ocak 1982(metal)
23 Ocak 1993- 9 Şubat 1994(su)

Horoz maymunun zıt burcudur ve “Yin”i temsil eder. Çoğu zaman agresif ve sabırsızlardır ve kaba olarak değerlendirilirler. fakat bir o kadar da marifetlidirler.
Dış görünümlerine çok önem verirler ve ayna önünde saatlerce zaman harcayabilirler. Kendilerine özgü stilleri vardır ve genel olarak o stiller dışına çıkmadan kendi kuralları içinde yaşamayı ve rotadan çıkmadan yaşayıp sıyrılmamayı tercih ederler. 

Horozlar sürekli bir şeyle meşguldürler; onları hantallıkla ala suçlayamazsınız. Bir sürü meziyetleri vardır ve hemen hemen tüm girimlerinde başarılı olurlar.
İyi birer dedektif, doktor, hemşire ve felaket tellalı olabilirler!
Çok idealistlerdir ve onlar gibi olmayanlara çok az toleransları vardır. Bazen bu meşguliyet fazlalığı yakın çevresini ihmal etmesine sebep olabilir.
Geleneksel olarak, açık sözlülüğün, doğruluğun ve kaba kuvvetin temsilcisidir.

KÖPEK:

10 Şubat 1910- 29 Ocak 1911(metal)
28 Ocak 1922- 15 Şubat 1923(su)
14 Şubat 1934- 3 Şubat 1935(odun)
2 Şubat 1946- 21 Ocak 1947(ateş)
18 Şubat 1958- 7 Şubat 1959(toprak)
6 Şubat 1970- 26 Ocak 1971(metal)
25 Ocak 1982- 12 Şubat 1983(su)
10 Şubat 1994- 30 Ocak 1995(odun)

Köpekler dürüst, sadık ve içtendirler. Başkalarına yardımı severler. Kolayca arkadaşlık kurarlar ve genellikle uzun ömürlü olur. Zekidirler ve ayrıca iyi dinleyicilerdir. 
Çalışkandırlar ve adaptasyon sorunları yoktur, ayrıca insanlar tarafından da kolay benimsenirler.
Ailesinin ve sevdiklerinin hayatı ve iyiliği söz konusu olunca çok koruyucudurlar. Çok üzerlerine gidilirse, ani tepkiler verebilirler. Ama kin tutmazlar, çabuk unutur ve affederler.
Çok aktiftirler ve çoğu sporu yaparlar. Cömert ve sadık olmalarına karşın romantik değildirler, bu yüzden eşlerinin anlayışlı olmaları gerekir.
Çin astrolojisinde, köpek ve domuz Aile Evi’nin temsilcileridir.

DOMUZ:

30 Ocak 1911- 12 Şubat 1912(metal)
16 Şubat 1923- 4 Şubat 1924(su)
4 Şubat 1935- 23 Ocak 1936(odun)
22 Ocak 1947- 9 Şubat 1948(ateş)
8 Şubat 1959- 27 Ocak 1960(toprak)
27 Ocak 1971- 14 Şubat 1972(metal)
13 Şubat 1983- 1 Şubat 1984(su)
31 Ocak 1994- 18 Şubat 1996(odun)

12 burcun sonuncusu domuz tamamlayıcılığın simgesidir. Çok tutkulu değildirler ve herşey bir an önce olsun bitsin gideyim dinleneyim tarzında aşırı üşengeçtirler ve herşeye bana ne faydası var gözü ile bakabilirler. Ama onlara bir görev verildiğinde veya bir iş yapmaları gerektiğinde ise o işi en iyi şekilde yapmaya ve hakkını fazlası ile vermeye çalışırlar. Buna bağlı olarak karar alma süreçleride çok uzundur atacakalrı her adım uzun bir düşünme sürecini gerektirir.

Batı inanışının aksine Çin astrolojisinde, domuz çok sevilen ve üretici bir hayvandır. Evcildirler ve ailelerine çok düşkündürler. Domuzlar içtenliği, saflığı, toleransı ve şerefi temsil eder. Her şeyi doğru yapmak isterler ve bitmek bilmeyen bir iyi niyete sahiptirler. Hemen herkesle çok iyi geçinirler ve geniş bir arkadaş çevresine sahiptirler. 
İş hayatında da çok başarılıdırlar. Başladıkları işi (tabiki eğer kendilerinde o gücü bulabilirlerse ) mutlaka bitirirler.

Anoreksiya ve Tedavisi

Kilo verme amaçlı başladığınız bir diyetin ciddi bir yeme hastalığına dönüşüp sizi yataklara yada hastanelere düşürebileceğini hatta devamında sizi öldürebileceğini biliyormuydunuz? Anoreksiya hastalığı rutin ve zararsız başlayan kilo verme amaçlı diyetlerin psikolojik takıntıya dönüşmesi sonucu bir süre sonra hiçbirşey yiyemeyecek duruma gelmeniz olarak tanımlanabilir. Dünyanın birçok yerinde görülen bu rahatsızlık bir süre sorna midenin herhangi bir yiyecek kabul etmemesi ile sonuçlanmaktadır. Psikolojik rahatsızlıklar sınıfına giren anoreksiya önceleri sıfır beden olmaya çalışan mankenlerde görülürken daha sonra sıfır bedene özenen birçok kişide görülmeye ve günden güne çok sık rastlanan bir rahatsızlık olmaya başladı. Diyet esnasında insanın kendi psikolojisini sürekli yememem gerekiyor diyerek telkin etmesi ile birsüre sonra beyin bu düşünceyi uygulamaya başlayarak vücuda ve mideye hiçbirşey kabul etmemeye başlar. Zorla birşeyler yenilse dahi istifra ederek anında yediğini geri çıkartır çünkü yenilen ve mideye giren su dahil her türlü yiyecek ve içecek aşırı derecede mide bulantısı yapar. Hastalığın tedavisi ise kliniklerde veya hastanelerde yapılan bakım süreçleri ile çözülebilmektedir.

Thursday, September 25, 2014

Diş Macunu ile Neler Yapabilirsiniz?

Diş macunu sinek , pire ısırığı gibi minik haşere kaşıntılarına iyi gelir.Isırılan yere uygulamanız yeterlidir.

Diş macunu harika bir kağıt yapıştırıcısıdır, özellikle duvarlara asılan posterlerden kalan lekeler ise kolayca çıkmaktadır.

Diş macunu ile elmas ve gümüş yüzükleriniz parlatabilirsiniz. Diş macununu parlatmak istediğiniz objeye sürün. 1 gece bekletin ve yumuşak bir bezle temizleyin. Bu yöntemi incilerde denemeyin, zarar verebilir.

Diş macunu ile ekşimiş kokusundan kurtaramadığınız süt şişeleri ve biberonları şişe fırçası su ve biraz diş macunu ile yıkayabilirsiniz..

Tırnaklarınızı beyazlatmak için bir parça diş macunuyla tırnaklarınızı fırçalamanız yeterlidir.

Diş macunu pastel boya lekelerini duvardan çıkarmakta çok etkilidir.

Yatmadan önce sivilcelerinizin üzerine bir parça diş macunu koyun ve sabah yıkayarak temizleyin. Sivilcelerin çabucak kuruduğunu göreceksiniz.

Diş macunu iyi bir koku gidericidir ellerdeki çamaşır suyu balık gibi kokuların uçup gitmesine yardımcı olur

Diş macunu kısa dönemlerde iyi bir leke çıkarıcıdır.Biraz lekenin üzerine sürüp hafifçe ovalayın.

Diş macunu ile silinip parlatılan gözlük camları buhar tutmaz





Hipnoz Hangi Tedavilerde Kullanılır?

Hipnoz tedavisi eskiden sadece bağımlılıklarda kullanılırken son zamanlarda açılan hipnoz merkezlerinde birçok takıntı, fobi, bağımlılık ve rahatsızlıkta bile aktif olarak uygulanmaya başladı.

İşte hipnozun genel anlamda kullanıldığı alanlar;

  • Kekemelikte, 

  • Depresyonda

  • Sosyal fobide, 

  • Tiklerde, 

  • Gece alt ıslatmalarda, (enurezi ve enkoprezi)

  • Psikojenik ağrı bozukluklarında, 

  • Şişmanlıkta 

  • Aşırı Yeme

  • Anoreksiya,Blumia (yeme bozukluklarında), 

  • Bağımlılıklarda (alkol, sigara,uyuşturucu,kumar) 

  • Panik ataklarda, 

  • Fobilerde, (Karanlık,kapalı yer,dişçi,deniz,yükseklik vb.)

  • Konversiyon bozukluklarında (Psikolojik nedenli bayılma nöbetlerinde).

  • Travma sonrası Stres Bozukluklarında,

  • Psikolojik Bellek Kayıpları (Dissosiyatif Amnezi)

  • Uyku Bozukluklarında

  • Diş sıkmada,

  • Psikosomatik rahatsızlıklarda,

  • Konversiyon türü baş ağrılarında, 

  • Cinsel İşlev Bozukluklarında (erken boşalma,ereksiyon olamama, vajinusmus)

  • Firijit,Kadının cinsel uyaranlara rağmen tatmin olamaması,

  • Hastalık hastalığında, 

  • Dissosiyatif bozukluklarda (çoğul kişiliklerde, geçici hafıza kayıplarında), 

  • Tırnak yeme alışkanlıklarında,

  • Obsesyon,

  • Kişilik Bozukluklarında alexithymia ve şizoid kişilikte.

  • Psikolojik nedenli titremelerde,

  • Okuma bozuğu

  • Borderline (sınırda kişilik bozukluğu)

  • Saç,kaş,bıyık yolma rahatsızlığında

  • Kronik fiziksel ağrıları gidermede.

  • Anestezi yapmaksızın diş tedavisinde, cerrahi ameliyatlarda, dişçi korkusunda, 

  • Ağrısız,acısız doğumda, 

  • Astımda,

  • Trigeminal nevraljide.

  • Asabi tansiyonda,

  • Allerjik deri hastalıklarında.

  • Sedef hastalığında.

  • Siğillerin tedavisinde,

  • Migrende,

  • Astımda, 

  • Kanser ağrılarını azaltmakta, 

  • Cilt döküntülerinde

Wednesday, September 24, 2014

En zararlı kumaş türleri!

Sağlığımız için en çok tehlike arz eden kumaşların başında Polyester gelir. Polyester naylon ve plastikten elde edildiği için derimizin hava almasını engeller. Polyester ve naylon kumaşlar gribal enfeksiyonlara davetiye çıkarmakla birlikte, çeşitli cilt hastalıklarına ve kadın hastalıklarına sebep olabilir. Hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırma, polyester iç çamaşırlarının sperm sayısı ve hareketliliğinde düşüşlere sebep olduğunu göstermiştir. Benzer çalışmalar insanlar ve fareler üzerinde de yapılmıştır. Polyester sentetik yapısı itibariyle, çok güçlü bir elektrostatik potansiyel üretir. Yapılan bir diğer araştırmada hamileliği normal devam eden 5 ile 7 arasında köpeğe %100 polyester kıyafetler giydirilmiştir. Ve araştırmanın ilk ayı içerisinde bu köpeklerden ikisinin elektrostatik enerjilerinin aşırı artması sonucu progesteron oranlarında aşırı düşüş nedeniyle ani düşük yaptıkları görülmüştür.

Akrilik kumaşlar sentetik polimerler olan akrilik liflerinden yapılır. Akrilik ipliklerle dokunmuş kumaşlar, çocuklarda teri iyi çekmediği için vücudun ısı dengesini bozar ve gribal enfeksiyonlara sebep olabilir. Daha da ötesi, polimerler plastiğin ana maddesidir ve kanserojendir.

Rayon geri dönüştürülmüş odun hamurudur. Düzenli yıkama ve giyinmeye karşı dirençli olması için kostik soda, amonyak, aseton ve sülfürik asit ile işlem görmüştür.

Asetat ve triasetat selüloz denen ağaç liflerinden yapılır ve son ürün oluşturmak için geniş bir kimyasal işleme tabi tutulur.

Naylon petrolden yapılır, kalıcı ve zararlı olabilen kimyasallar ile işlenir.

Renklerin Anlamları ve Etkileri

SİYAH:Siyah renk normalde renksizliğin simgesidir ve doğada siyah renk bulunmaz, ama doğada ışığı tamamen absorde eden yerler siyah olarak algılanır.Siyah renk, hüznü, yalnızlığı, sıkıntıları ve endişeleri hatırlatarak karamsarlığı artıcı etkiler gösterebilir. Ölümü çağrıştıran siyah, genellikle matemin rengi olarak bilinir. Siyah renk aynı zamanda, gücü, soyluluğu, ağırbaşlılığı, hırsı ve tutkuyu ifade eder. Konsantrasyonu arttırır.

Gücü ve soyluluğu çağrıştırdığı için makam araçlarında en çok kullanılan renktir. Siyah renk, hakim olduğu ortamlara gizem katar. Karamsarlığı arttırabileceğinden özellikle çocuk odalarında kullanılmamalıdır.

Siyah rengi seven insanlar genellikle özgüveni yüksek, azimli ve kararlı kimselerdir. Kendi kararlarını kendileri vermek isterler. Bu özellikleri ile iş hayatında başarılı olabilirler, fakat inatçılık ve aşırı hırs gibi olumsuzlukları dengelemeleri gerekir. Ayrıca, siyah giyen insanların ruhsal sorunlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Özellikle çocuklarda inatçılığa ve depresyona neden olabilir.

Siyah renk, Siyah renk öz güven ve odaklanma sağlarken bir çok insanada hırs duygusu aşılıyabilir.


BEYAZ:Bütün renkleri içerisinde barındıran beyaz renk, saflığın ve temizliğin simgesidir. Soğuk kanlılığı, asaleti, masumiyeti, istikrarı ve devamlılığı temsil eder. Huzur ve güven verir. Düşünce gücünü arttırır. Aynı zamanda insana hüzün veren, dertlerini ve sıkıntılarını hatırlatan bir yanı da vardır. Belki de bu yüzden, Çinliler beyazın matem rengi olduğuna inanırlar.

Beyaz renkle boyanan mekanlar daha geniş ve ferah olarak algılanır. Bu etkisinden dolayı, özellikle banyo, mutfak gibi dar mekanlar ile misafir odaları için uygun bir tercih olabilir. Bütün renklerle uyum sağlayan, tamamlayıcı ve dengeleyici bir renk olarak diğer mekanlarda da rahatlıkla kullanılabilir. Işığı yansıtan beyaz renk, az ışık alan mekanlar için de uygundur.

Temizliği ve sağlığı çağrıştırdığı için, beyaz renk hastaneler ve ilaç firmaları tarafından çok sık kullanılır. Neredeyse bütün ilaç kutuları beyaz renktedir.

Beyaz renk giyenler daha istikrarlı, güvenilir ve temiz olarak algılanırlar. Ayrıca, insanı daha genç gösterir.

Beyaz rengi seven insanlar genellikle, temizliği, aydınlığı ve düşünmeyi seven, hayal dünyası geniş, soğuk kanlı ve uzlaşmacı kişilerdir.

Beyaz renk insan sağlığı üzerinde de etkilidir. Bu nedenle, akciğer ve bağırsak hastalıkları ile şeker hastalığının tedavisinde beyaz renkten faydalanılabilir.

MAVİ:Mavi sonsuzluğu, gökyüzü ve deniz; özgürlüğü ve beyaz gibi huzuru ifade eder. Mavi rengi seven insanlar genellikle sakin, düzenli, güvenilir, sadakat sahibi, barışçıl ve içe dönüktür.İnsanı sakinleştirici etkileri vardır. Bu nedenle, bazı okullarda mavi renk kullanılmaktadır. Dinlenme mekanları ve yatak odası için de uygundur. Sakinleştirici etkilerinden dolayı çalışma mekanlarında kullanılmamalıdır.

Mavi renk, gözleri ve sinirleri rahatlatır. Göz hastalıklarına ve stres, sinirsel baş ağrısı ve migrene karşı faydalıdır. Guatr, boğaz ve bademcik ağrısı gibi boğaz hastalıklarında mavi renk tedaviyi destekler. Kızamık, boğmaca gibi çocuk hastalıklarında etkilidir. Diş çıkaran çocukları rahatlatmaya yardımcı olur. Sakinleştirici ve kan akışını yavaşlatıcı etkileri ile tansiyonu düşürür. Bu özelliğinden dolayı yüksek tansiyonda ve ateşli hastalıklarda faydalıdır.

Mavi çok yoğun olarak ya da koyu tonlarda kullanılırsa insana sıkıntı verebilir. Açık mavi ise buzu çağrıştırır ve insanda soğukluk ve yalnızlık hissi uyandırabilir. Mavi güvensizliğe, aşırı duygusallığa ve tembelliğe neden olabilir. Bundan dolayı, karamsar kişiler için uygun bir renk değildir.

KIRMIZI:Kırmızı fiziksel anlamda hareketliliği, dinamizmi ve gençliği; duygusal anlamda ise mutluluğu, azim ve kararlılığı ifade eder. Bir nevi gücün ve azmin simgesidir. İnsanı harekete geçirir. Hareketliliğin ve azmin ihtiyaç duyulduğu yerlerde kırmızı kullanılması uygun olabilir. Çünkü kırmızı renk insana şevk, azim ve hareketlilik kazandırır. Bundan dolayı özellikle gençlere hitabeden ürünlerde kırmızı sıkça kullanılır.

Kırmızı renk iştah açıcı olmasının yanında zaman kavramını da unutturmakta ve uykuyu kaçırmaktadır. Bu nedenle, özellikle yemek odalarında ya da lokantalarda tercih edilebilir. Kolay fark edilmesi, önce kendine çekmesi ve sonra uzaklaştırması fast-food türü işyerlerinde çok sık olarak kullanılmasına neden olmaktadır.

Uzun süre kırmızıya maruz kalmak duyarsızlığa, kabalık, kızgınlık ve saldırganlığa zemin hazırlayabilir.

Kırmızı renk tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İnsana hareketlilik kazandırır ve mutluluk verir. Bu özellikleri ile hüzünlü olanları neşelendirmeye yardımcı olur. Kansızlık , soğuk algınlığı ve felç gibi şikayetleri olanların tedavisini destekleyici olarak kullanılabilir. Bununla birlikte yüksek tansiyon, gerginlik ve yüksek ateş gibi olumsuzluklara da zemin hazırlayabilmektedir.

Kan akışını hızlandıran ve hareketliliği teşvik eden kırmızı aynı zamanda tahrik edicidir. Bundan dolayı, özellikle çocuk sahibi olamayan ya da birbirine daha yakın olmak isteyen çiftler için yatak odasında ve geceliklerinde tercih edebilecekleri bir renktir.

SARI:Sarı renk sıcak bir renk olmakla birlikte, yeşile kaçan tonları soğuk bir renk gibi algılanır. Bu nedenle, sarı canlılık ve neşenin rengi olduğu kadar, hüznün ve sonbaharın da rengidir. Bu iki zıt etkiyi de içinde barındırdığı için insanda duygu ve zihin karışıklığına neden olabilmektedir. Fazla ilham verici olduğu için zihin karışıklığına neden olabileceğinden çalışma odalarında kullanılması tavsiye edilmez. Ayrıca, dinlenme mekanları için de uygun bir renk değildir.

Sarı renk aynı zamanda geçiciliği de ifade eder. Çok dikkat çekici olması ve geçiciliği ifade etmesinden dolayı taksilerde en çok kullanılan renktir.

Sarı midenin ve sindirim sisteminin de rengidir. İştahı açar, hazımsızlığı ve sindirim sistemi rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olur. İştah açıcı etkisi ile özellikle iştahsız çocuklar için faydalıdır. Vücuttaki zehirli maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını kolaylaştırır ve kanı temizler.

Sarı renk zihin faaliyetlerini arttırır ve insana cesaret verir. Bu nedenle, sorumluluk ve yönetim gerektiren işlerde başarılı olan birinin sarı rengi seviyor olmasına şaşırmamak gerekir. Sarı rengi seven insanlar ilgi çekmekten ve her şeyin kendi kontrollerinde olmasından hoşlanırlar. İşlerin kendi kontrollerinden çıkmasına ise tahammül edemezler.

YEŞİL:Yeşil rengi seven insanlar genellikle üretken, çevresiyle uyumlu, içten ve doğayı seven insanlardır. Aynı zamanda hareketlerinde dengeli ve düzenlidirler.

Yeşil renk, üretkenliği arttıran etkisiyle özellikle mutfak için uygundur. Hastanelerde de hastaları rahatlatmak için kullanılması faydalı olur. Girişlerde yeşil renk kullanılması girilen ortama güven duymaya ve rahatlamaya vesile olur.

Yeşil renk insanı rahatlatır ve huzur verir. Gözleri dinlendirir. Verem ve kalp hastalıklarına karşı faydalıdır. Mide rahatsızlıklarına karşı direnci arttırır. Zehirli maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Sinirleri destekler. Hücrelerin yenilenmesini ve onarılmasını sağlar.

Olumsuz etkileri olarak, aşırı rahatlama sonucu umursamazlık, yorgunluk hissi ve tembelliğe, ayrıca kıskançlığa neden olabilmesi sayılabilir. Çalışmaya yatkın olmayan, yani tembel, kişilerde tembelliği daha da arttırabileceği için bu kişilerin çalışma ortamlarında yeşil rengin hakimiyetinden kaçınmak faydalı olacaktır.

MOR:Mor rengi seven insanlar genellikle, ruhsal dünyası ön planda olan, ağır başlı ve asil ruhlu kişilerdir. Duyarlılıkları fazla olduğu için sanat dallarında başarılı olma ihtimalleri daha fazladır.

Mor renk, vücuttaki hormonları ve salgı bezlerinin çalışmasını da etkilemektedir. Özellikle sara, menenjit gibi beyin hastalıklarında tedaviyi destekler. Eklem iltihaplarına karşı faydalıdır. Ayrıca, kanı temizler ve akciğer, karaciğer, kalp ve böbreklerin çalışmasını düzenlemeye yardımcı olur.

Mor renk, kullanıldığı tona göre farklı etkiler gösterebilir. Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkileri için çalışma odalarında tercih edilebilir. Beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi arttıran mor, özellikle sanatçıların çalışma ortamları için uygun olabilir.

Mor renk, açık tonlarda ilham ve güven verici etki gösterirken, özellikle koyu tonlarda, mor rengin insanda meydana getirdiği asalet duygusu, bazı insanlarda küstahlık, kabalık ve hatta kavgacı bir yapıya da neden olabilecek şekilde etki gösterebilir. Hüzün, üzüntü ve depresyonu çağrıştıran etkileri de vardır. Özellikle koyu tonlarda, bilinçaltını etkileyerek insanda korkuya ve hüzne neden olabilen mor renk, belki de bu yüzden, intihar edenlerin en çok sevdiği renklerden biridir. Bu nedenle, depresyona yatkın kişilerin, ruhsal sorunu olanların, alkoliklerin ve madde bağımlılarının olduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.

PEMBE:Hepimizin bildiği gibi mavi renk erkekleri, pembe ise bayanları temsil eder. İnsanın içi açan ve yumuşatan, neşe ve mutluluk veren bir renk olan pembe aynı zamanda hayallerin ve aşkın rengidir.

Pembe kız çocuklarının rengidir. Saflığı ve sevimliliği çağrıştırdığı için kız çocukları en çok pembe renklerle bezenir. Bu nedenle, özellikle kız çocuklarının odalarında kullanılabilir. Sakinleştirici etkilerinden dolayı hapishane ve uyuşturucu tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Ayrıca, pembenin rahatlatıcı etkisinden dolayı, müşterilerin pembe giyen kasiyerlere daha rahat ödeme yaptıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle, pek çok mağaza ve markette kasiyerler pembe giymektedir.

Çalışma ortamları için çok uygun bir renk değildir.

Pembe renk, kişide olumlu duyguların oluşmasına yardımcı olur. İnsanı sakinleştirir ve vücudu rahatlatır. Sinir ve böbrek hastalıkları ile epilepsi (sara) hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.

Pembe rengi seven insanlar, ki bunlar genellikle kadınlardır, duygusal, neşeli, sorumluluklarının bilincinde ve biraz ürkektir, fakat çekingenliklerini fazla belli etmezler.

TURUNCU:Turuncu aynı zamanda Psikiyatrininde rengi olarak bilinir çünkü insanı rahatlattığı huzur verdiği ve sakinleştirdiği öne sürülür. Turuncu renk dışa dönük, heyecan ve mutluluk verici, dinamik, dikkat çekici, çarpıcı ve iç açıcı bir renktir. Kırmızıdan sonraki en sıcak renk olan turuncu gösterişin ve şatafatın rengidir, fakat kırmızı kadar rahatsız edici değildir.

Turuncu rengi seven insanlar genellikle dışa dönük, hareketli, neşeli ve sosyal ilişkileri kuvvetlidir. Bazen de gösterişe yatkınlık, sürekli haklı olma ve üstün gelme isteği görülebilir.

Turuncu renk metabolizmayı hızlandırır. Canlılık, cesaret ve güven verir. Zihni harekete geçirir. Pankreas, böbrek, dalak sorunları, karaciğer hastalıkları ve mide ülserine karşı faydalıdır. Romatizma şikayetlerini azaltmaya yardımcı olur. Emziren anneler için de faydalıdır.

Turuncu renk, kullanıldığı ortamlara neşe ve canlılık verir. Bundan dolayı, çocuk odalarında, mutfakta ve yemek odasında kullanılabilir. Çalışma odası, dinlenme mekanları ve yatak odası için çok uygun değildir.

LACİVERT:Mavinin koyu tonlarından biri olan Lacivert düşüncenin rengidir. Sezgileri güçlendirir ve karar vermeyi kolaylaştırır. Sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği simgeler. Fazla göze batmayan bir renktir.

Lacivert insanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır. Bundan dolayı, dünyadaki şirketlerin yarısından fazlası logolarında mavi-lacivert renk kullanmaktadır. Lacivert giyen kişiler de kendilerini daha inandırıcı ve karizmatik hissederler. İnandırıcı ve karizmatik görünmek isteyen iş ve siyaset dünyasındakiler için vazgeçilmez bir renktir. Aynı zamanda, fazla göze batmayan bir renk olduğu için toplum içinde çok göze batmak istemeyenler de laciverti tercih edebilirler.

Lacivert mekanlar özellikle düşünce yoğun çalışmalar için uygundur. Yatak odasında kullanılmamalıdır.

Düşünce gücünü arttırarak karar vermeyi kolaylaştırır. Düşünce gücünü arttırıcı etkilerinin yanında hafızayı da güçlendiricidir. Lacivert renk pijama giyenlerin rüyalarını daha iyi hatırladıkları tespit edilmiştir. Ruh ve sinir hastalıkları ile göz, kulak ve burun hastalıklarında tedaviye yardımcı olur.

KAHVERENGİ:Bereketin simgesi olan kahverengi toprağı ve doğayı temsil eder. Ciddiyet, dayanıklılık, sadelik, dostluk ve metanetin sembolü olarakda kabul edilir. Toplum içinde rahatlığı sağlar. Sosyal denge simgesidir. Zihin üzerinde etkilidir. Çok dikkat çekmeyen bir renktir.

Kahverengi giyen insanlar özellikle toplum içinde rahattırlar. Karşısındaki insanda da resmiyetten uzak, rahat bir havaya neden olur. Kahverenginin verdiği bu rahatlık ve paylaşma isteği konuklarında rahatlık isteyen televizyon programcıları tarafından kullanılmaktadır.

Kahverengiyi seven insanların tenleri genellikle hassas ve duyarlıdır. Duygusal yönleri ağır basar. Kendilerini güvende hissedecekleri tanıdık ortamlara ihtiyaç duyarlar. Sakinliği ve sadeliği severler, fakat yalnızlıktan hoşlanmazlar.

Kahverengi, bulunduğu ortamda insanın hareketlerini hızlandırır. Bundan dolayı, hızlı yemek yenilen hazır yemek salonlarında kahverengi tercih edilir. Zeminde kahverengi kullanmak toprağın güvenliğini hissettirir. Bu nedenle, resmiyetten uzak, rahat ve güvenli bir ortam oluşturmak istenen mekanlarda tercih edilebilir.

Özellikle toplum içinde rahatlık ve güven verir. Zihni faaliyetleri destekler. Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri için faydalıdır. Ayrıca, çocuklarda yardım sever olmayı ve yaptığı işi sağlamlaştırmayı teşvik eder.

GRİ:Siyah ve beyaz renklerin değişik oranlarda karıştırılması elde edilen bir renk olan gri, gözün en rahat algıladığı renklerden biridir. Alçak gönüllülüğü ifade eden, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsizliği çağrıştırır. Çoğu devlet kurumunda ağır basan renktir.

Gri rengi seven insanlar genellikle olaylardan uzak durmayı tercih ederler. Kuralcı, tutucu ve hareketsiz yanları ağır basabilir. Karamsarlık ve içe kapanıklığa da neden olabilir. Aktif ve dışa açık insanlar griyi bunaltıcı bulurlar.

Diplomatik ve ağır ortamlarda denge unsuru ve uzlaştırıcı olarak kullanılabilir. Kullanıldığı ortamlarda bunaltıcı bir havaya neden olabileceği için fazla tercih edilmeyen bir renktir. En iyisi tamamlayıcı renk olarak kullanmaktır.

Tuesday, September 23, 2014

Ülkemizde Olmayan Meyveler

Pitaya
Pitaya, diğer bir adı ile ejderha meyvesi olarak da bilinmektedir. Görüntüsü çok hoş ve güzel olan bu meyvenin tadı da kiviye ve kavuna benzemektedir.

Boynuzlu Kavun
Diğer bir hoş görüntüye sahip olan boynuzlu kavun meyvesi kiwano olarak da bilinmektedir. Boynuzlu kavun meyvesi salatalık, kabak, muz, limon gibi meyvelere benzemektedir. Ülkemizde ise çeşitli yerlerde Alanya kavunu olarak satılmaktadır.

Mucize Meyve
Mucize meyvesinin en büyük özelliği bu meyve tüketildikten sonra ardından yenilen acı ve ekşi yiyecek ile içecekleri tatlı olarak algılamanızı sağlamaktadır. İsmini de bu verdiği etki sayesinde almaktadır. Bu size gerçekçi gelmeyebilir ama tatsız olan bu meyvenin içerisinde bulunan miraculi adlı glikoprotein dilin üzerindeki tabakayı bir saat kadar kaplayarak dilin acı ve ekşi tat almasını engelliyor. Bu sayede ise mucize meyvesi yendikten bir saat sonra tüketilen her şey tatlı olarak algılamamızı sağlıyor.

Ekmek Meyvesi
Hint okyanusunda yetişebilen ekmek meyvesi içeriğinde bol miktarda nişasta bulundurmaktadır. Bu nişasta bakımından zengin olan meyve ekmek niyetine de tüketilmektedir. Ağaç dallarında yetişen ekmek meyvesi patatese olan benzerliği ile ön plana çıkmaktadır.

Bael
Bael meyvesi ise armuda tıpa tıp benzerliği ile bilinmektedir. Bu meyve Hindistan’a özgüdür ve burada kutsal meyve sayılmaktadır. Kabuğu oldukça sert olan bu meyve bıçak yardımı ile neredeyse kesilememektedir. Bunun için daha sert cisimlere ihtiyacın olacaktır. İçi ise kabuğunun tam tersi oldukça yumuşaktır. Tadı da marmelata benzemektedir.

Cocona
Cocona Güney Amerika ve çevresinde yetişen bir meyvedir. Görüntü olarak domatese çok benzemektedir. Limon ile domates arası bir tadı vardır. Salatalarda da kullanılabilmektedir.

Çerimoya
Güney Amerikanın genellikle serin bölgelerinde yetişebilen çerimoya meyvesi tat olarak çilek ile ananasa benzemektedir. Gerçek bir tutti-frutti yani karışık meyveli şekerleme veya dondurma etkisine sahiptir. Yeşil kabukları bulunmaktadır. İçerisi ise pamuksu beyaz ve siyah çekirdeklidir. Sadece beyaz kısmı yenilebilmektedir. Kabuğu ve çekirdekleri zehir olup tüketildiği taktirde insanlar da felce sebep olmaktadırlar.

Duku
Duku meyvesi Güney Doğu Asya’da yetişmektedir. Yapı olarak sarımsağa benzese de tadı üzüm ile greyfurt arasındadır. Duku ağacının kabuğu ise cilt üzerinde akrep sokmalarına karşı kullanılmaktadır.

Jabuticaba
Brezilyanın güney kesimlerinde yetişen jabuticaba bitkisi yüksek miktarda bir antioksidan içermektedir. Jabuticaba meyvesi üzüme benzemekte ve meyveleri ile daha çok likör ve şarap yapılmaktadır. Bu tuhaf meyveyi diğer meyvelerden ayıran en büyük özelliği ise direk ağacın gövdesinde yetişmesidir.

Mammee
Jamaika’da oldukça popüler olarak bilinen mammee meyvesi, mango ve şeftali meyvelerinin birleşimi sonucu meydana geldiği bilinmektedir. Jamaika’da daha çok yetişmesine rağmen Amerika Kayısısı olarak bilinmektedir.

Marula
Marula meyvesi içeriğinde yüzde 17 oranında alkol bulundurmaktadır. Afrika’da yetişen bu bitki dallarda beklediği sürece filler tarafından yenilmekte ve verdiği sarhoşluk etkisi ile fiillerin sarhoş olup pata küte yerlere düştüğü söylenmektedir. Marula meyvesi dalda kaldığı sürece fermente oluyor ve içerisindeki alkol oranı gittikçe artıyor buda yiyenlerin sarhoş olmasını sağlıyor.

Şeker Elma
Amerika ve çevresinde tropikal bölgelerde yetişen şeker elması tuhaf görüntüsü ile ön plana çıkmaktadır. Dışı tuhaf olsa da içeriği yumuşak ve kremsi bir kıvamdadır oldukça da lezzetlidir.

Noni
Noni meyvesi Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yetişmektedir. Bu meyve çeşidi görüntü olarak duta benzemektedir. Yalnız tat konusunda dut ile hiçbir alakası bulunmamaktadır. Tam tersi noni meyvesinin çok keskin bir tadı bulunmaktadır. Kokusu da oldukça ağır olan bu meyvenin tüketimi neredeyse hiç yapılmamaktadır.

Yıldız Elması
Adı bilinmeyen ve ne olduğu belli olmayan meyvelerin isimlerine elma verme ekolü bu meyvede de devam etmektedir. Yıldıza benzemesi nedeni ile de Yıldız elması adını almıştır. Güney Amerika ve Hint adalarında yetişen bu meyve mor renkli ve oldukça tatlı bir meyve çeşididir.

Platonia
Amazon ormanlarında yetişen platonia meyvesi tatlı ekşi bir tada sahiptir. İçeriğinde bol miktarlarda C vitamini, demir ve fosfor bulunmaktadır.

Rambutan
Deniz kestanesine oldukça fazla benzeyen rambutan deniz kestanesinden ayıran özelliği sadece meyve olmasıdır. Malezya ve Endonezya’ya özgü olan bu meyve bu ülkelerde sıklıkla tüketilmektedir. Hatta sokaklarda bile rahatlıkla bulunabilen rambutan meyvesi orangutanların da favori meyvesidir.

Safou
Safou diğer bir adıyla tereyağı meyvesi olarak da bilinmektedir. Afrika’ya özgü bir meyve olan safou bu ismini ise pişirildiğinde tereyağı na benzer bir kıvama ve tada gelmesidir. Bu meyvenin yüzde 47 sini yağ oluşturmaktadır. Genellikle ekmeğe sürülerek tüketilmektedir.

Salak
Talihsiz bir isme sahip olan bu meyve ismine oranla oldukça lezzetli bir tada sahiptir. Endonezya, Brunei ve Malezya ülkelerinde yetişmektedir. İç yapısı sarımsağa benzeyen bu meyve tat bakımından oldukça süper olabilmektedir.

Somon Dudu
Somon dudu meyvesi adından da anlaşılacağı üzere ahududuya benzemektedir. Turuncu renkte olan somon dudu meyvesi ahududu meyvesine oranla daha lezzetlidir ve C vitamini açısından da oldukça zengindir. Üstelik kutup dairesine uzanan kuzey alanlarda da yetişebiliyor.

Yıldız Meyvesi
Doğanın mucizevi meyvelerinden bir tanesi olan yıldız meyvesi tuhaf şekli ve güzel görüntüsü ile ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde de çeşitli market ve manavlarda satılan bu meyve oldukça lezzetli ve faydalıdır. Güneydoğu Asya’da çevresinde yetişen yıldız meyvesi o bölgelerde yetişerek ülkemizde de tezgahtaki yerlerini almaktadırlar. Tıpkı muz gibi yetişen ve yeşil renkte iken toplanan yıldız meyvesi tat olarak da armut, elma ve limon arasında bir lezzete sahiptir.