Tuesday, September 30, 2014

Çin Burçları

FARE: 

31 Ocak 1990–18 Şubat 1901(metal)
18 Şubat 1912- 5 Şubat 1913(su)
5 Şubat 1924–23 Ocak 1925(odun)
24 Ocak 1936–10 Şubat 1937(ateş)
10 Şubat 1948–28 Ocak 1949(toprak)
28 Ocak 1960–14 Şubat 1961(metal)
15 Şubat 1972–2 Şubat 1973(su)
2 Şubat 1984–19 Şubat 1985(odun)
19 Şubat 1996–6 Şubat 1997(ateş)

Pratik bir zekaya sahip olan Fare burçları herşeyin üstesinden rahatlıkla gelirler ve iyi problem çözücüdürler. Mükemmelcidirler ve onlarla çalışmak oldukça zor olabilir. Para konusunu çok sorun yapmazlar; eğer para durumları iyiyse bol bol harcarlar ama para sorunu yaşıyorlarsa kendilerini ona göre ayarlamayı da bilirler. Çok sosyal olmalarına rağmen içlerine kapanıktırlar, dertlerini kendilerine saklar, tek başına çözmeyi tercih ederler. Matematik, müzik, planlama, yönetim ve sanata özel ilgi ve yetenekleri vardır.

ÖKÜZ ( BOĞA):

19 Şubat 1901–7 Şubat 1902(metal)
6 Şubat 1913- 25 Ocak 1914(su)
24 Ocak 1925–12 Şubat 1926(odun)
11 Şubat 1937–30 Ocak 1938(ateş)
29 Ocak 1949–16 Şubat 1950(toprak)
15 Şubat 1961–4 Şubat 1962(metal)
3 Şubat 1973–22 Ocak 1974(su)
20 Şubat 1985–8 Şubat 1986(odun)
7 Şubat 1997–27 Ocak 1998(ateş)

Saf temiz ve dürüsttürler. Heyecanlı ve girişken olsalarda herşeyi alelacele yapma isteği onları yanlış yapmaya iter. Öküzlerin başarısının sırrı çalışkanlıkları ve sabırlarıdır. Bir işle kimsenin yapamayacağı kadar sıkı ve uzun süre uğraşabilirler; kendilerine inançları tamdır. Romantik olmamalarına karşın, çok sevgi dolu ve şefkatlidirler; fakat bir nebze olsun o sevginin karşılığını bulma konusunda çok şanssızdırlar. Çevresindeki insanlar onu çok iyi anlayamazlar ve çoğunlukla yanlış anlarlar. Ama öküzler çok anlayışlı ve sabırlıdırlar. Onlar seçebileceğiniz en iyi arkadaşlardır.İş dünyasında mantıkları ve planlı olmaları sonucu oldukça başarılıdırlar. El işleri ve sanata eğilimlidirler.Öküz’ün Çin sembolizminde çok önemli bir yeri vardır; çalışkanlığı, azmi, dayanıklılığı ve erdemi temsil eder.

KAPLAN:

8 Şubat 1902–28 Ocak 1903(su)
26 Ocak 1914–13 Şubat 1915(odun)
13 Şubat 1926–1 Şubat 1927(ateş)
31 Ocak 1938–18 Şubat 1939(toprak)
17 Şubat 1950–5 Şubat 1951(metal)
5 Şubat 1962–24 Ocak 1963(su)
23 Ocak 1974–10 Şubat 1975(odun)
9 Şubat 1986–28 Ocak 1987(ateş)
28 Ocak 1998–15 Şubat 1999(toprak)

Kaplan burçları düzenin ve kuralların olduğu alanlarda çok iyidirler ve yönetim ve idarecilik konusu onların doğuştan gelen uzmanlık alanıdır. Yarışmayı severler ama yoları üzerinde düşman oluşturmamaya dikkat ederler. Bu özelliklerin çoğu aynı zamanda doğada yaşayan kaplanların birebir özellikleri olarakta nitelendirilebilir. Başkalarından çok kolay etkilenmezler, otoriter ve iyi modellerdir. Kendilerine oldukça güvenli ve sağlam bir yapıdadırlar.Çinliler Kaplan’ı cinsiyet olarak erkek olarak nitelendirmişler ve kaplan burcundaki kadınlara güvenmezler.Kaplanlar acıya dayanıklı olurlar; güçlü karakterleri vardır. Cesaretleri ve kendilerini yaptığına adamalarıyla çevresindeki kişilerden saygı görürler. Kaplanlar duygusaldırlar; içlerinde büyük sevgi taşırlar. Ancak savaşçı yanları nedeniyle savaşır gibi yaşarlar aşkı. Kaplan çoğu kültürde olduğu gibi Çin kültüründe de hayvanların kralıdır.

TAVŞAN:

29 Ocak 1903–15 Şubat 1904(su)
14 Şubat 1915–2 Şubat 1916(odun)
2 Şubat 1927–22 Ocak 1928(ateş)
19 Şubat 1939–7 Şubat 1940(toprak)
7 Şubat 1951–26 Ocak 1952(metal)
25 Ocak 1963- 12 Şubat 1964(su)
11 Şubat 1975- 30 Ocak 1976(odun)
29 Ocak 1987- 16 Şubat 1988(ateş)
16 Şubat 1999–4 Şubat 2000(toprak)

Tavşan hem özellikleri hemde hayvan olarak çinliler tarafından kutsal sayılır. Yanına yaklaşması zor olsada bir kere arkadaş olduktan sonra ondan hiçbirşekilde zarar görmezsiniz. Arkadaşlarıyla ve bir toplum içinde oldukları sürece tavşanlar çok mutludurlar. Uysal ve yabancılara kapalıdırlar. Tartışmaktan hoşlanmazlar; sakin, barışçıl bir yaşam tarzları vardır. Tavşan çok dikkatlidir ve bir şeye karar vermeden önce enikonu düşünür. 

Hoş sohbettirler, okumayı ve entelektüel konular üzerine fikir yürütmeyi severler. İçtendirler. İyileştirici yanları vardır; aktar ya da doktor olurlar. Sezgileri çok kuvvetlidir; insan doğasını iyi bilirler, yalan söylendiğini hemen anlarlar. Tavşanın yaşadıkları mekân çok rahat olmalıdır, dekorasyonuna çok önem verirler. Bir tavşanın evinde çok değerli ve güzel eşyalar bulmanız mümkündür. Çin kültüründe tavşan hakkında birçok efsane vardır. Bunlardan bir tanesine göre tavşan üçayaklı kurbağa ile ayda yaşarmış. Bir diğerine göre tavşan ölümsüzlük iksirine sahiptir.

DRAGON ( EJDER ):

16 Şubat 1904- 3 Şubat 1905(odun)
3 Şubat 1916–22 Ocak 1917(ateş)
23 Ocak 1928- 9 Şubat 1929(toprak)
8 Şubat 1940–26 Ocak 1941(metal)
27 Ocak 1952–13 Şubat 1953(su)
13 Şubat 1964–1 Şubat 1965(odun)
31 Ocak 1976–17 Şubat 1977(ateş)
17 Şubat 1988–5 Şubat 1989(toprak)

Dragon Çin burçları içinde en egzotik olanı ve en göze çarpanıdır. Dragonlar doğuştan liderdirler. İdealistlik, mükemmeliyetçilik, agresiflik ve karalılık burcun genel özellikleridir.
Modayı takip ederler. Tasarımcı yanları vardır; geniş hayal güçleri vardır, farklı fikirler üretirler. Ama bazen o kadar hayalperest olurlar ki nereye gittiği belli olmayan fikirlerle 
çevresindekileri deliye çevirirler.
Bahtları açıktır, hayat onlara güzel yanını sunar. Oyunculukları iyidir, başrollere kolayca sahip olurlar.
Kolay kazanç sağlayabilme yeteneklerine karşın çok savurgandırlar. Ayrıca çok sabırsızdırlar.
Dragon kadınları çok popülerdirler ve çok hayranları vardır. Çevresindeki erkeklerin ilgisini çok çekerler ve aşkta hayal kırıklığı yaşamazlar.

YILAN:

4 Şubat 1905- 24 Ocak 1906(odun)
23 Ocak 1917–10 Şubat 1918(ateş)
10 Şubat 1929–29 0cak1930(toprak)
27 Ocak 1941–14 Şubat 1942(metal)
14 Şubat 1953- 2 Şubat 1954(su)
2 Şubat 1965- 20 0cak 1966(odun)
18 Şubat 1977- 6 Şubat 1978(ateş)
6 Şubat 1989–26 Ocak 1990(toprak)

Yılan zamanı doğmuş kişiler genelde hayatları boyunca toplumda ön plana çıkarlar. Çindeki birçok ünlü, siyasetçi ve bilim adamı Yılan burcundandır. Dragonun tersine, daha oturaklı bir karaktere sahiptirler. Kendine merak çekmeye meraklı değildir, çok dakiktir. Çok çabuk ve sıkı karar alırlar.
Zeki ve dikkatli yılan insanı, genellikle bilim adamı, filozof, dedektif ya da profesör olur. Analitik zekâya sahiptirler, yine de sezgileri çok kuvvetlidir.
Zarafete ve pahalılığa düşkündürler. Şıktırlar, onları paspal görmek güçtür. Para konusunda, yakın çevresi tarafından eli sıkı olarak nitelendirilirler.
Yılan ve onun tamamlayıcısı dragon, Çin mitolojisinde Gizem Evi’ni oluştururlar. Dragon büyücüyü, yılan ise gizemi temsil eder. Yılan suikast, skandal ve yolsuzlukla yakından ilişkilidir. Uzun yılan Çince entrika, hile anlamına gelir. Çin inanışına göre eve giren yılanı öldürmek uğursuzluktur.

AT:

25 Ocak 1906- 12 Şubat 1907(ateş)
11 Şubat 1918–31 Ocak 1919(toprak)
30 Ocak 1930-16şubat 1931(metal)
15 Şubat 1942- 4 Şubat 1943(su)
3 Şubat 1954–23 Ocak 1955(odun)
21 Ocak 1966–8 Şubat 1967(ateş)
7 Şubat 1978–27 Ocak 1979(toprak)
27 Ocak 1990–14 Şubat 1991(metal)

Çindeki yerel ve kuvvetli bir inanışa göre asya’da at yılında doğanların tiran, devrimci ya da hırsız olacağına inanılır. Diğer bir taraftan, işlerinde yükselebilme kapasiteleri çok yüksektir. Etrafındakiler ona büyük saygı duyarlar ama nadiren onarlı gerçekten anlarlar.

Para işlerinde oldukça beceriklidirler; ama yaptıkları işten çabuk bıkarlar. Çinliler atların doğuştan yarışçı ve gezgin olduklarına inanırlar ve bu yüzden erken yaşta evlerini terk ederek yaşamlarını kendileri oluştururlar. Sabırsızlardır, yüksek bir egoya sahip ve kıvrak zekâlıdırlar. Bir yere çok uzun süre bağlı kalamazlar.
Grup içinde çok rahattırlar ve iletişim sorunu çekmezler. Aşk, sevgi onlar için çok önemlidir, her şeyi bırakıp romantizmin peşinden gidebilirler.
Eski insanlar ata “erkek” cinsiyetinin özellikleri yüklemişlerdir. At burcu zamanı Yaz Gündönümü’ne denk gelir ve bu da onlara ayrı bir güç kazandırır.

KOYUN_KEÇİ_OĞLAK:

13 Şubat 1907- 1 Şubat 1908(ateş)
1 Şubat 1919- 19 Şubat 1920(toprak)
17 Şubat 1931- 5 Şubat 1932(metal)
5 Şubat 1943–24 Ocak 1944(su)
24 Ocak 1955- 11 Şubat 1956(odun)
9 Şubat 1967- 29 Ocak 1968(ateş)
28 Ocak 1979- 15 Şubat 1980(toprak)
15 Şubat 1991- 3 Şubat 1992(metal)

Bu burç adı altında keçi, koyun ve oğlaklar temsil edilir. İnsanları anlama ve ona göre hareket etme konusunda doğuştan uzmandırlar. Koyunlar Çinli astrologlar tarafından “Yin” e en çok sahip olan ve “kadın “ cinsiyetinin en yoğun olduğu burç olarak değerlendirilir. Oldukça seçkin, çekici, artistiktirler ve doğal olana düşkündürler. Zanaatkâr yönleri daha güçlüdür. Muhafazakârlardır, yaratıcı yönlerini bastırırlar. 
Koyunlar, kendilerini güvende hissetmek, sevilmek, ihtiyaç olunduğunu hissetmek isterler. Çekingendirler; tek başına hareket etmektense çoğunluğa uymayı tercih ederler. Başkaları tarafında güdülmekten hoşnut olmazlar ama yine de onları takip ederler. Bu özellik onarlı sürekli yardım istemeye ama geldiğinde de geri çevirmeye iter!
Astrolojiye, falcılığa, gizemli olaylara ilgileri vardır. Karasızlıklarından dolayı, iş hayatında başarısızlık yaşayabilirler. 

MAYMUN:

2 Şubat 1908- 21 Şubat 1909(toprak)
20 Şubat 1920- 7 Şubat 1921(metal)
6 Şubat 1932- 25 Ocak 1933(su)
25 Ocak 1944- 12 Şubat 1945(odun)
12 Şubat 1956- 30 Ocak 1957(ateş)
30 Ocak 1968- 16 Şubat 1969(toprak)
16 Şubat 1980- 4 Şubat 1981(metal)
4 Şubat 1922- 22 Ocak 1993(su)

Çin burç takviminde her hayvan o kişinin özelliklerini temsil etmek için isimlendirilir. Maymun burçlarıda çevresine neşe saçar ve bir o kadarda zeki yapıdalardır. Çok yaratıcı ve kıvrak zekâlıdırlar. Cazibeleri ve talihleri hep onlarladır. Tabiki çok şımartıldıklarında ve insanların özel hayatlarına burunlarını soktuklarında ise genelde dışlanma durumu ile karşı karşıya gelebilirler. Popülaritelerine rağmen, çok ciddiye alınmazlar. Yaramazlık doğalarında vardır ve bu çevreleri tarafından pek de hoş karşılanmaz.
Ellerinden her iş gelir. Yalnız bu başarıları onların şımarmasına ve kendilerini izole görmelerine sebep olabilir. Problem çözme yetenekleri oldukça iyidir ve geniş bir bilgi birikimine sahiptir.
Maymun Çin karakterlerinin en popüler ve sevilenlerindendir. Maymun hakkında sayısız hikâye vardır. Maymunun birçok gücü vardır ama bunları ancak erdemli birinin eşliğinde kullanırlar. Kendi inisiyatiflerine bırakıldığında kendi sonlarına neden olabilirler.

HOROZ:

22 Ocak 1909- 9 Şubat 1910(toprak)
8 Şubat 1921- 27 Ocak 1922(metal)
26 Ocak 1933- 13 Şubat 1934(su)
13 Şubat 1945- 1 Şubat 1946(odun)
31 Ocak 1957- 17 Şubat 1958(ateş)
17 Şubat 1969- 5 Şubat 1970(toprak)
5 Şubat 1981- 24 Ocak 1982(metal)
23 Ocak 1993- 9 Şubat 1994(su)

Horoz maymunun zıt burcudur ve “Yin”i temsil eder. Çoğu zaman agresif ve sabırsızlardır ve kaba olarak değerlendirilirler. fakat bir o kadar da marifetlidirler.
Dış görünümlerine çok önem verirler ve ayna önünde saatlerce zaman harcayabilirler. Kendilerine özgü stilleri vardır ve genel olarak o stiller dışına çıkmadan kendi kuralları içinde yaşamayı ve rotadan çıkmadan yaşayıp sıyrılmamayı tercih ederler. 

Horozlar sürekli bir şeyle meşguldürler; onları hantallıkla ala suçlayamazsınız. Bir sürü meziyetleri vardır ve hemen hemen tüm girimlerinde başarılı olurlar.
İyi birer dedektif, doktor, hemşire ve felaket tellalı olabilirler!
Çok idealistlerdir ve onlar gibi olmayanlara çok az toleransları vardır. Bazen bu meşguliyet fazlalığı yakın çevresini ihmal etmesine sebep olabilir.
Geleneksel olarak, açık sözlülüğün, doğruluğun ve kaba kuvvetin temsilcisidir.

KÖPEK:

10 Şubat 1910- 29 Ocak 1911(metal)
28 Ocak 1922- 15 Şubat 1923(su)
14 Şubat 1934- 3 Şubat 1935(odun)
2 Şubat 1946- 21 Ocak 1947(ateş)
18 Şubat 1958- 7 Şubat 1959(toprak)
6 Şubat 1970- 26 Ocak 1971(metal)
25 Ocak 1982- 12 Şubat 1983(su)
10 Şubat 1994- 30 Ocak 1995(odun)

Köpekler dürüst, sadık ve içtendirler. Başkalarına yardımı severler. Kolayca arkadaşlık kurarlar ve genellikle uzun ömürlü olur. Zekidirler ve ayrıca iyi dinleyicilerdir. 
Çalışkandırlar ve adaptasyon sorunları yoktur, ayrıca insanlar tarafından da kolay benimsenirler.
Ailesinin ve sevdiklerinin hayatı ve iyiliği söz konusu olunca çok koruyucudurlar. Çok üzerlerine gidilirse, ani tepkiler verebilirler. Ama kin tutmazlar, çabuk unutur ve affederler.
Çok aktiftirler ve çoğu sporu yaparlar. Cömert ve sadık olmalarına karşın romantik değildirler, bu yüzden eşlerinin anlayışlı olmaları gerekir.
Çin astrolojisinde, köpek ve domuz Aile Evi’nin temsilcileridir.

DOMUZ:

30 Ocak 1911- 12 Şubat 1912(metal)
16 Şubat 1923- 4 Şubat 1924(su)
4 Şubat 1935- 23 Ocak 1936(odun)
22 Ocak 1947- 9 Şubat 1948(ateş)
8 Şubat 1959- 27 Ocak 1960(toprak)
27 Ocak 1971- 14 Şubat 1972(metal)
13 Şubat 1983- 1 Şubat 1984(su)
31 Ocak 1994- 18 Şubat 1996(odun)

12 burcun sonuncusu domuz tamamlayıcılığın simgesidir. Çok tutkulu değildirler ve herşey bir an önce olsun bitsin gideyim dinleneyim tarzında aşırı üşengeçtirler ve herşeye bana ne faydası var gözü ile bakabilirler. Ama onlara bir görev verildiğinde veya bir iş yapmaları gerektiğinde ise o işi en iyi şekilde yapmaya ve hakkını fazlası ile vermeye çalışırlar. Buna bağlı olarak karar alma süreçleride çok uzundur atacakalrı her adım uzun bir düşünme sürecini gerektirir.

Batı inanışının aksine Çin astrolojisinde, domuz çok sevilen ve üretici bir hayvandır. Evcildirler ve ailelerine çok düşkündürler. Domuzlar içtenliği, saflığı, toleransı ve şerefi temsil eder. Her şeyi doğru yapmak isterler ve bitmek bilmeyen bir iyi niyete sahiptirler. Hemen herkesle çok iyi geçinirler ve geniş bir arkadaş çevresine sahiptirler. 
İş hayatında da çok başarılıdırlar. Başladıkları işi (tabiki eğer kendilerinde o gücü bulabilirlerse ) mutlaka bitirirler.

Anoreksiya ve Tedavisi

Kilo verme amaçlı başladığınız bir diyetin ciddi bir yeme hastalığına dönüşüp sizi yataklara yada hastanelere düşürebileceğini hatta devamında sizi öldürebileceğini biliyormuydunuz? Anoreksiya hastalığı rutin ve zararsız başlayan kilo verme amaçlı diyetlerin psikolojik takıntıya dönüşmesi sonucu bir süre sonra hiçbirşey yiyemeyecek duruma gelmeniz olarak tanımlanabilir. Dünyanın birçok yerinde görülen bu rahatsızlık bir süre sorna midenin herhangi bir yiyecek kabul etmemesi ile sonuçlanmaktadır. Psikolojik rahatsızlıklar sınıfına giren anoreksiya önceleri sıfır beden olmaya çalışan mankenlerde görülürken daha sonra sıfır bedene özenen birçok kişide görülmeye ve günden güne çok sık rastlanan bir rahatsızlık olmaya başladı. Diyet esnasında insanın kendi psikolojisini sürekli yememem gerekiyor diyerek telkin etmesi ile birsüre sonra beyin bu düşünceyi uygulamaya başlayarak vücuda ve mideye hiçbirşey kabul etmemeye başlar. Zorla birşeyler yenilse dahi istifra ederek anında yediğini geri çıkartır çünkü yenilen ve mideye giren su dahil her türlü yiyecek ve içecek aşırı derecede mide bulantısı yapar. Hastalığın tedavisi ise kliniklerde veya hastanelerde yapılan bakım süreçleri ile çözülebilmektedir.

Thursday, September 25, 2014

Diş Macunu ile Neler Yapabilirsiniz?

Diş macunu sinek , pire ısırığı gibi minik haşere kaşıntılarına iyi gelir.Isırılan yere uygulamanız yeterlidir.

Diş macunu harika bir kağıt yapıştırıcısıdır, özellikle duvarlara asılan posterlerden kalan lekeler ise kolayca çıkmaktadır.

Diş macunu ile elmas ve gümüş yüzükleriniz parlatabilirsiniz. Diş macununu parlatmak istediğiniz objeye sürün. 1 gece bekletin ve yumuşak bir bezle temizleyin. Bu yöntemi incilerde denemeyin, zarar verebilir.

Diş macunu ile ekşimiş kokusundan kurtaramadığınız süt şişeleri ve biberonları şişe fırçası su ve biraz diş macunu ile yıkayabilirsiniz..

Tırnaklarınızı beyazlatmak için bir parça diş macunuyla tırnaklarınızı fırçalamanız yeterlidir.

Diş macunu pastel boya lekelerini duvardan çıkarmakta çok etkilidir.

Yatmadan önce sivilcelerinizin üzerine bir parça diş macunu koyun ve sabah yıkayarak temizleyin. Sivilcelerin çabucak kuruduğunu göreceksiniz.

Diş macunu iyi bir koku gidericidir ellerdeki çamaşır suyu balık gibi kokuların uçup gitmesine yardımcı olur

Diş macunu kısa dönemlerde iyi bir leke çıkarıcıdır.Biraz lekenin üzerine sürüp hafifçe ovalayın.

Diş macunu ile silinip parlatılan gözlük camları buhar tutmaz





Hipnoz Hangi Tedavilerde Kullanılır?

Hipnoz tedavisi eskiden sadece bağımlılıklarda kullanılırken son zamanlarda açılan hipnoz merkezlerinde birçok takıntı, fobi, bağımlılık ve rahatsızlıkta bile aktif olarak uygulanmaya başladı.

İşte hipnozun genel anlamda kullanıldığı alanlar;

  • Kekemelikte, 

  • Depresyonda

  • Sosyal fobide, 

  • Tiklerde, 

  • Gece alt ıslatmalarda, (enurezi ve enkoprezi)

  • Psikojenik ağrı bozukluklarında, 

  • Şişmanlıkta 

  • Aşırı Yeme

  • Anoreksiya,Blumia (yeme bozukluklarında), 

  • Bağımlılıklarda (alkol, sigara,uyuşturucu,kumar) 

  • Panik ataklarda, 

  • Fobilerde, (Karanlık,kapalı yer,dişçi,deniz,yükseklik vb.)

  • Konversiyon bozukluklarında (Psikolojik nedenli bayılma nöbetlerinde).

  • Travma sonrası Stres Bozukluklarında,

  • Psikolojik Bellek Kayıpları (Dissosiyatif Amnezi)

  • Uyku Bozukluklarında

  • Diş sıkmada,

  • Psikosomatik rahatsızlıklarda,

  • Konversiyon türü baş ağrılarında, 

  • Cinsel İşlev Bozukluklarında (erken boşalma,ereksiyon olamama, vajinusmus)

  • Firijit,Kadının cinsel uyaranlara rağmen tatmin olamaması,

  • Hastalık hastalığında, 

  • Dissosiyatif bozukluklarda (çoğul kişiliklerde, geçici hafıza kayıplarında), 

  • Tırnak yeme alışkanlıklarında,

  • Obsesyon,

  • Kişilik Bozukluklarında alexithymia ve şizoid kişilikte.

  • Psikolojik nedenli titremelerde,

  • Okuma bozuğu

  • Borderline (sınırda kişilik bozukluğu)

  • Saç,kaş,bıyık yolma rahatsızlığında

  • Kronik fiziksel ağrıları gidermede.

  • Anestezi yapmaksızın diş tedavisinde, cerrahi ameliyatlarda, dişçi korkusunda, 

  • Ağrısız,acısız doğumda, 

  • Astımda,

  • Trigeminal nevraljide.

  • Asabi tansiyonda,

  • Allerjik deri hastalıklarında.

  • Sedef hastalığında.

  • Siğillerin tedavisinde,

  • Migrende,

  • Astımda, 

  • Kanser ağrılarını azaltmakta, 

  • Cilt döküntülerinde

Wednesday, September 24, 2014

En zararlı kumaş türleri!

Sağlığımız için en çok tehlike arz eden kumaşların başında Polyester gelir. Polyester naylon ve plastikten elde edildiği için derimizin hava almasını engeller. Polyester ve naylon kumaşlar gribal enfeksiyonlara davetiye çıkarmakla birlikte, çeşitli cilt hastalıklarına ve kadın hastalıklarına sebep olabilir. Hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırma, polyester iç çamaşırlarının sperm sayısı ve hareketliliğinde düşüşlere sebep olduğunu göstermiştir. Benzer çalışmalar insanlar ve fareler üzerinde de yapılmıştır. Polyester sentetik yapısı itibariyle, çok güçlü bir elektrostatik potansiyel üretir. Yapılan bir diğer araştırmada hamileliği normal devam eden 5 ile 7 arasında köpeğe %100 polyester kıyafetler giydirilmiştir. Ve araştırmanın ilk ayı içerisinde bu köpeklerden ikisinin elektrostatik enerjilerinin aşırı artması sonucu progesteron oranlarında aşırı düşüş nedeniyle ani düşük yaptıkları görülmüştür.

Akrilik kumaşlar sentetik polimerler olan akrilik liflerinden yapılır. Akrilik ipliklerle dokunmuş kumaşlar, çocuklarda teri iyi çekmediği için vücudun ısı dengesini bozar ve gribal enfeksiyonlara sebep olabilir. Daha da ötesi, polimerler plastiğin ana maddesidir ve kanserojendir.

Rayon geri dönüştürülmüş odun hamurudur. Düzenli yıkama ve giyinmeye karşı dirençli olması için kostik soda, amonyak, aseton ve sülfürik asit ile işlem görmüştür.

Asetat ve triasetat selüloz denen ağaç liflerinden yapılır ve son ürün oluşturmak için geniş bir kimyasal işleme tabi tutulur.

Naylon petrolden yapılır, kalıcı ve zararlı olabilen kimyasallar ile işlenir.

Renklerin Anlamları ve Etkileri

SİYAH:Siyah renk normalde renksizliğin simgesidir ve doğada siyah renk bulunmaz, ama doğada ışığı tamamen absorde eden yerler siyah olarak algılanır.Siyah renk, hüznü, yalnızlığı, sıkıntıları ve endişeleri hatırlatarak karamsarlığı artıcı etkiler gösterebilir. Ölümü çağrıştıran siyah, genellikle matemin rengi olarak bilinir. Siyah renk aynı zamanda, gücü, soyluluğu, ağırbaşlılığı, hırsı ve tutkuyu ifade eder. Konsantrasyonu arttırır.

Gücü ve soyluluğu çağrıştırdığı için makam araçlarında en çok kullanılan renktir. Siyah renk, hakim olduğu ortamlara gizem katar. Karamsarlığı arttırabileceğinden özellikle çocuk odalarında kullanılmamalıdır.

Siyah rengi seven insanlar genellikle özgüveni yüksek, azimli ve kararlı kimselerdir. Kendi kararlarını kendileri vermek isterler. Bu özellikleri ile iş hayatında başarılı olabilirler, fakat inatçılık ve aşırı hırs gibi olumsuzlukları dengelemeleri gerekir. Ayrıca, siyah giyen insanların ruhsal sorunlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Özellikle çocuklarda inatçılığa ve depresyona neden olabilir.

Siyah renk, Siyah renk öz güven ve odaklanma sağlarken bir çok insanada hırs duygusu aşılıyabilir.


BEYAZ:Bütün renkleri içerisinde barındıran beyaz renk, saflığın ve temizliğin simgesidir. Soğuk kanlılığı, asaleti, masumiyeti, istikrarı ve devamlılığı temsil eder. Huzur ve güven verir. Düşünce gücünü arttırır. Aynı zamanda insana hüzün veren, dertlerini ve sıkıntılarını hatırlatan bir yanı da vardır. Belki de bu yüzden, Çinliler beyazın matem rengi olduğuna inanırlar.

Beyaz renkle boyanan mekanlar daha geniş ve ferah olarak algılanır. Bu etkisinden dolayı, özellikle banyo, mutfak gibi dar mekanlar ile misafir odaları için uygun bir tercih olabilir. Bütün renklerle uyum sağlayan, tamamlayıcı ve dengeleyici bir renk olarak diğer mekanlarda da rahatlıkla kullanılabilir. Işığı yansıtan beyaz renk, az ışık alan mekanlar için de uygundur.

Temizliği ve sağlığı çağrıştırdığı için, beyaz renk hastaneler ve ilaç firmaları tarafından çok sık kullanılır. Neredeyse bütün ilaç kutuları beyaz renktedir.

Beyaz renk giyenler daha istikrarlı, güvenilir ve temiz olarak algılanırlar. Ayrıca, insanı daha genç gösterir.

Beyaz rengi seven insanlar genellikle, temizliği, aydınlığı ve düşünmeyi seven, hayal dünyası geniş, soğuk kanlı ve uzlaşmacı kişilerdir.

Beyaz renk insan sağlığı üzerinde de etkilidir. Bu nedenle, akciğer ve bağırsak hastalıkları ile şeker hastalığının tedavisinde beyaz renkten faydalanılabilir.

MAVİ:Mavi sonsuzluğu, gökyüzü ve deniz; özgürlüğü ve beyaz gibi huzuru ifade eder. Mavi rengi seven insanlar genellikle sakin, düzenli, güvenilir, sadakat sahibi, barışçıl ve içe dönüktür.İnsanı sakinleştirici etkileri vardır. Bu nedenle, bazı okullarda mavi renk kullanılmaktadır. Dinlenme mekanları ve yatak odası için de uygundur. Sakinleştirici etkilerinden dolayı çalışma mekanlarında kullanılmamalıdır.

Mavi renk, gözleri ve sinirleri rahatlatır. Göz hastalıklarına ve stres, sinirsel baş ağrısı ve migrene karşı faydalıdır. Guatr, boğaz ve bademcik ağrısı gibi boğaz hastalıklarında mavi renk tedaviyi destekler. Kızamık, boğmaca gibi çocuk hastalıklarında etkilidir. Diş çıkaran çocukları rahatlatmaya yardımcı olur. Sakinleştirici ve kan akışını yavaşlatıcı etkileri ile tansiyonu düşürür. Bu özelliğinden dolayı yüksek tansiyonda ve ateşli hastalıklarda faydalıdır.

Mavi çok yoğun olarak ya da koyu tonlarda kullanılırsa insana sıkıntı verebilir. Açık mavi ise buzu çağrıştırır ve insanda soğukluk ve yalnızlık hissi uyandırabilir. Mavi güvensizliğe, aşırı duygusallığa ve tembelliğe neden olabilir. Bundan dolayı, karamsar kişiler için uygun bir renk değildir.

KIRMIZI:Kırmızı fiziksel anlamda hareketliliği, dinamizmi ve gençliği; duygusal anlamda ise mutluluğu, azim ve kararlılığı ifade eder. Bir nevi gücün ve azmin simgesidir. İnsanı harekete geçirir. Hareketliliğin ve azmin ihtiyaç duyulduğu yerlerde kırmızı kullanılması uygun olabilir. Çünkü kırmızı renk insana şevk, azim ve hareketlilik kazandırır. Bundan dolayı özellikle gençlere hitabeden ürünlerde kırmızı sıkça kullanılır.

Kırmızı renk iştah açıcı olmasının yanında zaman kavramını da unutturmakta ve uykuyu kaçırmaktadır. Bu nedenle, özellikle yemek odalarında ya da lokantalarda tercih edilebilir. Kolay fark edilmesi, önce kendine çekmesi ve sonra uzaklaştırması fast-food türü işyerlerinde çok sık olarak kullanılmasına neden olmaktadır.

Uzun süre kırmızıya maruz kalmak duyarsızlığa, kabalık, kızgınlık ve saldırganlığa zemin hazırlayabilir.

Kırmızı renk tansiyonu ve kan akışını hızlandırır. İnsana hareketlilik kazandırır ve mutluluk verir. Bu özellikleri ile hüzünlü olanları neşelendirmeye yardımcı olur. Kansızlık , soğuk algınlığı ve felç gibi şikayetleri olanların tedavisini destekleyici olarak kullanılabilir. Bununla birlikte yüksek tansiyon, gerginlik ve yüksek ateş gibi olumsuzluklara da zemin hazırlayabilmektedir.

Kan akışını hızlandıran ve hareketliliği teşvik eden kırmızı aynı zamanda tahrik edicidir. Bundan dolayı, özellikle çocuk sahibi olamayan ya da birbirine daha yakın olmak isteyen çiftler için yatak odasında ve geceliklerinde tercih edebilecekleri bir renktir.

SARI:Sarı renk sıcak bir renk olmakla birlikte, yeşile kaçan tonları soğuk bir renk gibi algılanır. Bu nedenle, sarı canlılık ve neşenin rengi olduğu kadar, hüznün ve sonbaharın da rengidir. Bu iki zıt etkiyi de içinde barındırdığı için insanda duygu ve zihin karışıklığına neden olabilmektedir. Fazla ilham verici olduğu için zihin karışıklığına neden olabileceğinden çalışma odalarında kullanılması tavsiye edilmez. Ayrıca, dinlenme mekanları için de uygun bir renk değildir.

Sarı renk aynı zamanda geçiciliği de ifade eder. Çok dikkat çekici olması ve geçiciliği ifade etmesinden dolayı taksilerde en çok kullanılan renktir.

Sarı midenin ve sindirim sisteminin de rengidir. İştahı açar, hazımsızlığı ve sindirim sistemi rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olur. İştah açıcı etkisi ile özellikle iştahsız çocuklar için faydalıdır. Vücuttaki zehirli maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını kolaylaştırır ve kanı temizler.

Sarı renk zihin faaliyetlerini arttırır ve insana cesaret verir. Bu nedenle, sorumluluk ve yönetim gerektiren işlerde başarılı olan birinin sarı rengi seviyor olmasına şaşırmamak gerekir. Sarı rengi seven insanlar ilgi çekmekten ve her şeyin kendi kontrollerinde olmasından hoşlanırlar. İşlerin kendi kontrollerinden çıkmasına ise tahammül edemezler.

YEŞİL:Yeşil rengi seven insanlar genellikle üretken, çevresiyle uyumlu, içten ve doğayı seven insanlardır. Aynı zamanda hareketlerinde dengeli ve düzenlidirler.

Yeşil renk, üretkenliği arttıran etkisiyle özellikle mutfak için uygundur. Hastanelerde de hastaları rahatlatmak için kullanılması faydalı olur. Girişlerde yeşil renk kullanılması girilen ortama güven duymaya ve rahatlamaya vesile olur.

Yeşil renk insanı rahatlatır ve huzur verir. Gözleri dinlendirir. Verem ve kalp hastalıklarına karşı faydalıdır. Mide rahatsızlıklarına karşı direnci arttırır. Zehirli maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Sinirleri destekler. Hücrelerin yenilenmesini ve onarılmasını sağlar.

Olumsuz etkileri olarak, aşırı rahatlama sonucu umursamazlık, yorgunluk hissi ve tembelliğe, ayrıca kıskançlığa neden olabilmesi sayılabilir. Çalışmaya yatkın olmayan, yani tembel, kişilerde tembelliği daha da arttırabileceği için bu kişilerin çalışma ortamlarında yeşil rengin hakimiyetinden kaçınmak faydalı olacaktır.

MOR:Mor rengi seven insanlar genellikle, ruhsal dünyası ön planda olan, ağır başlı ve asil ruhlu kişilerdir. Duyarlılıkları fazla olduğu için sanat dallarında başarılı olma ihtimalleri daha fazladır.

Mor renk, vücuttaki hormonları ve salgı bezlerinin çalışmasını da etkilemektedir. Özellikle sara, menenjit gibi beyin hastalıklarında tedaviyi destekler. Eklem iltihaplarına karşı faydalıdır. Ayrıca, kanı temizler ve akciğer, karaciğer, kalp ve böbreklerin çalışmasını düzenlemeye yardımcı olur.

Mor renk, kullanıldığı tona göre farklı etkiler gösterebilir. Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkileri için çalışma odalarında tercih edilebilir. Beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi arttıran mor, özellikle sanatçıların çalışma ortamları için uygun olabilir.

Mor renk, açık tonlarda ilham ve güven verici etki gösterirken, özellikle koyu tonlarda, mor rengin insanda meydana getirdiği asalet duygusu, bazı insanlarda küstahlık, kabalık ve hatta kavgacı bir yapıya da neden olabilecek şekilde etki gösterebilir. Hüzün, üzüntü ve depresyonu çağrıştıran etkileri de vardır. Özellikle koyu tonlarda, bilinçaltını etkileyerek insanda korkuya ve hüzne neden olabilen mor renk, belki de bu yüzden, intihar edenlerin en çok sevdiği renklerden biridir. Bu nedenle, depresyona yatkın kişilerin, ruhsal sorunu olanların, alkoliklerin ve madde bağımlılarının olduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.

PEMBE:Hepimizin bildiği gibi mavi renk erkekleri, pembe ise bayanları temsil eder. İnsanın içi açan ve yumuşatan, neşe ve mutluluk veren bir renk olan pembe aynı zamanda hayallerin ve aşkın rengidir.

Pembe kız çocuklarının rengidir. Saflığı ve sevimliliği çağrıştırdığı için kız çocukları en çok pembe renklerle bezenir. Bu nedenle, özellikle kız çocuklarının odalarında kullanılabilir. Sakinleştirici etkilerinden dolayı hapishane ve uyuşturucu tedavi merkezlerinde kullanılmaktadır. Ayrıca, pembenin rahatlatıcı etkisinden dolayı, müşterilerin pembe giyen kasiyerlere daha rahat ödeme yaptıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle, pek çok mağaza ve markette kasiyerler pembe giymektedir.

Çalışma ortamları için çok uygun bir renk değildir.

Pembe renk, kişide olumlu duyguların oluşmasına yardımcı olur. İnsanı sakinleştirir ve vücudu rahatlatır. Sinir ve böbrek hastalıkları ile epilepsi (sara) hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.

Pembe rengi seven insanlar, ki bunlar genellikle kadınlardır, duygusal, neşeli, sorumluluklarının bilincinde ve biraz ürkektir, fakat çekingenliklerini fazla belli etmezler.

TURUNCU:Turuncu aynı zamanda Psikiyatrininde rengi olarak bilinir çünkü insanı rahatlattığı huzur verdiği ve sakinleştirdiği öne sürülür. Turuncu renk dışa dönük, heyecan ve mutluluk verici, dinamik, dikkat çekici, çarpıcı ve iç açıcı bir renktir. Kırmızıdan sonraki en sıcak renk olan turuncu gösterişin ve şatafatın rengidir, fakat kırmızı kadar rahatsız edici değildir.

Turuncu rengi seven insanlar genellikle dışa dönük, hareketli, neşeli ve sosyal ilişkileri kuvvetlidir. Bazen de gösterişe yatkınlık, sürekli haklı olma ve üstün gelme isteği görülebilir.

Turuncu renk metabolizmayı hızlandırır. Canlılık, cesaret ve güven verir. Zihni harekete geçirir. Pankreas, böbrek, dalak sorunları, karaciğer hastalıkları ve mide ülserine karşı faydalıdır. Romatizma şikayetlerini azaltmaya yardımcı olur. Emziren anneler için de faydalıdır.

Turuncu renk, kullanıldığı ortamlara neşe ve canlılık verir. Bundan dolayı, çocuk odalarında, mutfakta ve yemek odasında kullanılabilir. Çalışma odası, dinlenme mekanları ve yatak odası için çok uygun değildir.

LACİVERT:Mavinin koyu tonlarından biri olan Lacivert düşüncenin rengidir. Sezgileri güçlendirir ve karar vermeyi kolaylaştırır. Sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği simgeler. Fazla göze batmayan bir renktir.

Lacivert insanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır. Bundan dolayı, dünyadaki şirketlerin yarısından fazlası logolarında mavi-lacivert renk kullanmaktadır. Lacivert giyen kişiler de kendilerini daha inandırıcı ve karizmatik hissederler. İnandırıcı ve karizmatik görünmek isteyen iş ve siyaset dünyasındakiler için vazgeçilmez bir renktir. Aynı zamanda, fazla göze batmayan bir renk olduğu için toplum içinde çok göze batmak istemeyenler de laciverti tercih edebilirler.

Lacivert mekanlar özellikle düşünce yoğun çalışmalar için uygundur. Yatak odasında kullanılmamalıdır.

Düşünce gücünü arttırarak karar vermeyi kolaylaştırır. Düşünce gücünü arttırıcı etkilerinin yanında hafızayı da güçlendiricidir. Lacivert renk pijama giyenlerin rüyalarını daha iyi hatırladıkları tespit edilmiştir. Ruh ve sinir hastalıkları ile göz, kulak ve burun hastalıklarında tedaviye yardımcı olur.

KAHVERENGİ:Bereketin simgesi olan kahverengi toprağı ve doğayı temsil eder. Ciddiyet, dayanıklılık, sadelik, dostluk ve metanetin sembolü olarakda kabul edilir. Toplum içinde rahatlığı sağlar. Sosyal denge simgesidir. Zihin üzerinde etkilidir. Çok dikkat çekmeyen bir renktir.

Kahverengi giyen insanlar özellikle toplum içinde rahattırlar. Karşısındaki insanda da resmiyetten uzak, rahat bir havaya neden olur. Kahverenginin verdiği bu rahatlık ve paylaşma isteği konuklarında rahatlık isteyen televizyon programcıları tarafından kullanılmaktadır.

Kahverengiyi seven insanların tenleri genellikle hassas ve duyarlıdır. Duygusal yönleri ağır basar. Kendilerini güvende hissedecekleri tanıdık ortamlara ihtiyaç duyarlar. Sakinliği ve sadeliği severler, fakat yalnızlıktan hoşlanmazlar.

Kahverengi, bulunduğu ortamda insanın hareketlerini hızlandırır. Bundan dolayı, hızlı yemek yenilen hazır yemek salonlarında kahverengi tercih edilir. Zeminde kahverengi kullanmak toprağın güvenliğini hissettirir. Bu nedenle, resmiyetten uzak, rahat ve güvenli bir ortam oluşturmak istenen mekanlarda tercih edilebilir.

Özellikle toplum içinde rahatlık ve güven verir. Zihni faaliyetleri destekler. Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri için faydalıdır. Ayrıca, çocuklarda yardım sever olmayı ve yaptığı işi sağlamlaştırmayı teşvik eder.

GRİ:Siyah ve beyaz renklerin değişik oranlarda karıştırılması elde edilen bir renk olan gri, gözün en rahat algıladığı renklerden biridir. Alçak gönüllülüğü ifade eden, uzlaştırıcı ve denge unsuru olan bir renktir. Ciddiyet ve hareketsizliği çağrıştırır. Çoğu devlet kurumunda ağır basan renktir.

Gri rengi seven insanlar genellikle olaylardan uzak durmayı tercih ederler. Kuralcı, tutucu ve hareketsiz yanları ağır basabilir. Karamsarlık ve içe kapanıklığa da neden olabilir. Aktif ve dışa açık insanlar griyi bunaltıcı bulurlar.

Diplomatik ve ağır ortamlarda denge unsuru ve uzlaştırıcı olarak kullanılabilir. Kullanıldığı ortamlarda bunaltıcı bir havaya neden olabileceği için fazla tercih edilmeyen bir renktir. En iyisi tamamlayıcı renk olarak kullanmaktır.

Tuesday, September 23, 2014

Ülkemizde Olmayan Meyveler

Pitaya
Pitaya, diğer bir adı ile ejderha meyvesi olarak da bilinmektedir. Görüntüsü çok hoş ve güzel olan bu meyvenin tadı da kiviye ve kavuna benzemektedir.

Boynuzlu Kavun
Diğer bir hoş görüntüye sahip olan boynuzlu kavun meyvesi kiwano olarak da bilinmektedir. Boynuzlu kavun meyvesi salatalık, kabak, muz, limon gibi meyvelere benzemektedir. Ülkemizde ise çeşitli yerlerde Alanya kavunu olarak satılmaktadır.

Mucize Meyve
Mucize meyvesinin en büyük özelliği bu meyve tüketildikten sonra ardından yenilen acı ve ekşi yiyecek ile içecekleri tatlı olarak algılamanızı sağlamaktadır. İsmini de bu verdiği etki sayesinde almaktadır. Bu size gerçekçi gelmeyebilir ama tatsız olan bu meyvenin içerisinde bulunan miraculi adlı glikoprotein dilin üzerindeki tabakayı bir saat kadar kaplayarak dilin acı ve ekşi tat almasını engelliyor. Bu sayede ise mucize meyvesi yendikten bir saat sonra tüketilen her şey tatlı olarak algılamamızı sağlıyor.

Ekmek Meyvesi
Hint okyanusunda yetişebilen ekmek meyvesi içeriğinde bol miktarda nişasta bulundurmaktadır. Bu nişasta bakımından zengin olan meyve ekmek niyetine de tüketilmektedir. Ağaç dallarında yetişen ekmek meyvesi patatese olan benzerliği ile ön plana çıkmaktadır.

Bael
Bael meyvesi ise armuda tıpa tıp benzerliği ile bilinmektedir. Bu meyve Hindistan’a özgüdür ve burada kutsal meyve sayılmaktadır. Kabuğu oldukça sert olan bu meyve bıçak yardımı ile neredeyse kesilememektedir. Bunun için daha sert cisimlere ihtiyacın olacaktır. İçi ise kabuğunun tam tersi oldukça yumuşaktır. Tadı da marmelata benzemektedir.

Cocona
Cocona Güney Amerika ve çevresinde yetişen bir meyvedir. Görüntü olarak domatese çok benzemektedir. Limon ile domates arası bir tadı vardır. Salatalarda da kullanılabilmektedir.

Çerimoya
Güney Amerikanın genellikle serin bölgelerinde yetişebilen çerimoya meyvesi tat olarak çilek ile ananasa benzemektedir. Gerçek bir tutti-frutti yani karışık meyveli şekerleme veya dondurma etkisine sahiptir. Yeşil kabukları bulunmaktadır. İçerisi ise pamuksu beyaz ve siyah çekirdeklidir. Sadece beyaz kısmı yenilebilmektedir. Kabuğu ve çekirdekleri zehir olup tüketildiği taktirde insanlar da felce sebep olmaktadırlar.

Duku
Duku meyvesi Güney Doğu Asya’da yetişmektedir. Yapı olarak sarımsağa benzese de tadı üzüm ile greyfurt arasındadır. Duku ağacının kabuğu ise cilt üzerinde akrep sokmalarına karşı kullanılmaktadır.

Jabuticaba
Brezilyanın güney kesimlerinde yetişen jabuticaba bitkisi yüksek miktarda bir antioksidan içermektedir. Jabuticaba meyvesi üzüme benzemekte ve meyveleri ile daha çok likör ve şarap yapılmaktadır. Bu tuhaf meyveyi diğer meyvelerden ayıran en büyük özelliği ise direk ağacın gövdesinde yetişmesidir.

Mammee
Jamaika’da oldukça popüler olarak bilinen mammee meyvesi, mango ve şeftali meyvelerinin birleşimi sonucu meydana geldiği bilinmektedir. Jamaika’da daha çok yetişmesine rağmen Amerika Kayısısı olarak bilinmektedir.

Marula
Marula meyvesi içeriğinde yüzde 17 oranında alkol bulundurmaktadır. Afrika’da yetişen bu bitki dallarda beklediği sürece filler tarafından yenilmekte ve verdiği sarhoşluk etkisi ile fiillerin sarhoş olup pata küte yerlere düştüğü söylenmektedir. Marula meyvesi dalda kaldığı sürece fermente oluyor ve içerisindeki alkol oranı gittikçe artıyor buda yiyenlerin sarhoş olmasını sağlıyor.

Şeker Elma
Amerika ve çevresinde tropikal bölgelerde yetişen şeker elması tuhaf görüntüsü ile ön plana çıkmaktadır. Dışı tuhaf olsa da içeriği yumuşak ve kremsi bir kıvamdadır oldukça da lezzetlidir.

Noni
Noni meyvesi Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yetişmektedir. Bu meyve çeşidi görüntü olarak duta benzemektedir. Yalnız tat konusunda dut ile hiçbir alakası bulunmamaktadır. Tam tersi noni meyvesinin çok keskin bir tadı bulunmaktadır. Kokusu da oldukça ağır olan bu meyvenin tüketimi neredeyse hiç yapılmamaktadır.

Yıldız Elması
Adı bilinmeyen ve ne olduğu belli olmayan meyvelerin isimlerine elma verme ekolü bu meyvede de devam etmektedir. Yıldıza benzemesi nedeni ile de Yıldız elması adını almıştır. Güney Amerika ve Hint adalarında yetişen bu meyve mor renkli ve oldukça tatlı bir meyve çeşididir.

Platonia
Amazon ormanlarında yetişen platonia meyvesi tatlı ekşi bir tada sahiptir. İçeriğinde bol miktarlarda C vitamini, demir ve fosfor bulunmaktadır.

Rambutan
Deniz kestanesine oldukça fazla benzeyen rambutan deniz kestanesinden ayıran özelliği sadece meyve olmasıdır. Malezya ve Endonezya’ya özgü olan bu meyve bu ülkelerde sıklıkla tüketilmektedir. Hatta sokaklarda bile rahatlıkla bulunabilen rambutan meyvesi orangutanların da favori meyvesidir.

Safou
Safou diğer bir adıyla tereyağı meyvesi olarak da bilinmektedir. Afrika’ya özgü bir meyve olan safou bu ismini ise pişirildiğinde tereyağı na benzer bir kıvama ve tada gelmesidir. Bu meyvenin yüzde 47 sini yağ oluşturmaktadır. Genellikle ekmeğe sürülerek tüketilmektedir.

Salak
Talihsiz bir isme sahip olan bu meyve ismine oranla oldukça lezzetli bir tada sahiptir. Endonezya, Brunei ve Malezya ülkelerinde yetişmektedir. İç yapısı sarımsağa benzeyen bu meyve tat bakımından oldukça süper olabilmektedir.

Somon Dudu
Somon dudu meyvesi adından da anlaşılacağı üzere ahududuya benzemektedir. Turuncu renkte olan somon dudu meyvesi ahududu meyvesine oranla daha lezzetlidir ve C vitamini açısından da oldukça zengindir. Üstelik kutup dairesine uzanan kuzey alanlarda da yetişebiliyor.

Yıldız Meyvesi
Doğanın mucizevi meyvelerinden bir tanesi olan yıldız meyvesi tuhaf şekli ve güzel görüntüsü ile ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde de çeşitli market ve manavlarda satılan bu meyve oldukça lezzetli ve faydalıdır. Güneydoğu Asya’da çevresinde yetişen yıldız meyvesi o bölgelerde yetişerek ülkemizde de tezgahtaki yerlerini almaktadırlar. Tıpkı muz gibi yetişen ve yeşil renkte iken toplanan yıldız meyvesi tat olarak da armut, elma ve limon arasında bir lezzete sahiptir.

Hint ve Arktik Okyanusu Farkları

Hint Okyanusu:

Hint Okyanusu, dünyanın en büyük 3.okyanusu olma ünvanını taşır. 

Kuzeyde Asya, Batıda Afrika ve Arabistan Yarımadası, doğuda Malezya Yarımadası, Sunda Adaları ve Okyanusya tarafından çevrilmiştir. 

Agulhas Burnu'nun güneyinde 20° Doğu boylamının geçtiği yerde Atlas Okyanusu'ndan; 147° Doğu boylamının geçtiği yerde de Pasifik Okyanusu'ndan ayrılır. En kuzeyde Basra Körfezi'nde, 30° enlemine kadar uzanır.

Okyanus akıntıları genel olarak musonlar tarafınndan kontrol edilir. Biri Kuzey Yarımküre'de saat yönünde, diğeri ise ekvatorun güneyinde saat yönünün tersi yönde olmak üzere iki büyük dairesel akıntı hakim akış şeklini belirler. Kış musonları etkisini gösterdiği sırada kuzey akıntılarını da tersine döndürür.

Arktik Okyanus:

Arktik Okyanusu (diğer adıyla Kuzey Buz Denizi), Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın kuzeylerinde yer alan, Kuzey Kutbu'nu kapsayan, buzlarla kaplı bir okyanustur.

Uluslararası Hidrografi Örgütü (IHO) tarafından okyanus olarak kabul edilmektedir.

Diğer okyanuslara göre sığdır. 

En derin noktası: 5.449 m, Ortalama derinlik: 1.038 m'dir. 

Rusya, ABD, Kanada, Grönland, Norveç ile kıyıları vardır.

Atlantik ve Büyük Okyanus Farkları

Atlas Okyanusu: Atlantik yani Atlas okyanusu Büyük Okyanus'tan sonra ikinci büyük okyanus olarak geçer.

Bir zamanlar tek parça olan ana kıtanın bölünmesiyle oluşmuş olup, Avrupa ve Afrika'yı Amerika Kıtası'ndan ayırır. Yan denizleri ile birlikte (Akdeniz, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi) alana sahip olup, yeryüzünün beşte bir alanını kaplar.

Ortalama derinliği 3314 olan okyanusun en derin noktası Porto Riko Çukuru'dur.

Pasifik Okyanusu: Büyük Okyanus yada diğer adıyla Pasifik Okyanusu adından da anlaşılacağı gibi dünyanın en büyük okyanusu olarak geçer ve "Amerika", "Asya" ve "Okyanusya" kıtaları arasında bulunur.

Pasifik ismini Portekizli denizci "Ferdinand Magellan" vermiştir. Magellan, günler süren zorlu ve fırtınalı şartlar altında adını verdiği Macellan Boğazı'ndan geçip bu okyanusa açıldığında, fırtınaların dinmesinden ve kendisini sakin suların karşılamasından dolayı Portekizcede "sakin" anlamına gelen "Pasifico" kelimesinden yola çıkarak bu ismi vermiştir.

Yüzölçümü: 179.7 milyon km² dir. (Neredeyse Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu'nun toplamı kadar)

En derin yeri: Mariana Çukuru'dur. (11.034 m)

Yatay Geçiş Sürecinde İstenen Belgeler

Yatay geçişlerin açıldığı şu dönemde en çok sorulan ve her üniversitenin aralarında ufak farklılar olsada istediği gerekli belgeler şu şekildedir.

1-Öğrencinin hali hazırdaki yükseköğrenim kurumunda katıldığı bütün sınavları başarmış olması ve eksik kredi yada dersinin bulunmaması.

2-Disiplin cezası almamış olması

Değerlendirme Süreci:

Geçiş yapmak isteyen öğrencilerin başvuruları başarı oranlarına göre ve eşdeğer programlar içinde sıralamaya tabi tutulur. En yüksek başarı notundan başlamak üzere kontenjan dahilinde yerleştirme yapılır ve ilan edilir. İlanda belirtilen kontenjan sayısı kadarda yedek kotenjan ilan edilir. Kontenjan dolmaması halinde merkezi yerleştirme puanı geçmek istediği diploma programının taban puanına eşit veya yüksek olan adaylar arasından puanı en yüksek olan adaylar arasından puanı en yüksek olan adaylar arasından doldurulur.

1-Başvuru dilekçesi, ÖSYM Sonuç belgesşi
2-Nufus Cüzdanı fotokopisi
3-Geldiği okulun onaylı öğretim planı
4-Geldiği Fakültenin onaylı ders içeriği
5-Not durum belgesi
6-Disiplin cezası almadığını gösterir belge
7-Yabancı Üniversite için eşdeğerlilik belgesi / Öğrencinin tanındığına dair yazı

Monday, September 22, 2014

Yaş İncirin Faydaları

Aynı kuru incirde olduğu gibi yaş incirinde taze haliyle vücudumuzda birçok rahatsızlığa çok faydalı olduğu bilinmektedir. İçerdiği vitamin ve mineraller sayesinde vücudun birçok sistemini düzene sokan ve vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasına katkıda bulunan yaş incirin en çok bilinen faydaları içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlaması ve sindirimi kolaylaştırıp bedeni bakterilere karşı koruması olarak sayılabilir. Yaş incirin diğer bilinen faydaları ise şu şekilde sıralanabilir:
  • İçerdiği çok yüksek oranda diyet lifi sayesinde bağırsakların sağlığını korur ve kabızlığı giderir.
  • İyi bir enerji kaynağıdır. Bedensel ve zihinsel olarak daha enerjik hissetmeni sağlar ve unutkanlığı engeller.
  • Yüksek orandaki demir içeriği ile kansızlığa çok iyi gelir.
  • Vİtamin ve mineral açısından zengin bir meyve olan incir, B ve C vitaminleri, magnezyum, demir, fosfor, çinko ve kalsiyum içerir. Bu vitamin ve mineral içeriği sayesinde vücudun savunma sistemini güçlendirir.
  • Kalp-damar hastalıkları ve kolesterolün düşürülmesi için faydalıdır.
  • Öksürüğü kesmeye ve boğaz ağrısına iyi gelir.
  • Karaciğer dostudur vve kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur.
  • Kanseri engellemeye yardımcı olur.

Kuru İncir ve Faydaları

İncir doğal olarak yağ, sodyum ve kolesterol içermediği ve yüksek lif oranına sahip olduğu için, kilo vermeye çalışan kişiler için de uygun bir besindir ve son günlerde birçok diyete özellkle dahil edilmektedir. Aynı zamanda incir, bilinen tüm meyvelere göre en yüksek mineral içeriğine sahiptir. 40 gram incir, 244 mg potasyum (günlük ihtiyacın % 7'si), 53 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın %6'sı) ve 1.2 mg demir (günlük ihtiyacın %6'sı) içermektedir. İncirde kalsiyum oranı çok yüksektir; meyveler arasında kalsiyum içeriği açısından portakaldan sonra ikinci sırada gelmektedir.

Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir. Bunun için iki-üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Etkili bir sonuç için bu karışımdan-3 bardak içilir.

Kuru incir içerdiği 'benzaldehit' maddesiyle kanserli hücrelerin büyümesini önlüyor. Magnezyumun yüzde 30'unu, fosforun yüzde 20'sini, B1 vitamininin yüzde 5'ini ve B2 vitaminin yüzde 4'ünü içeren kuru incir, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor.

Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon, basur ve çıbanlara karşı etkilidir.

Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir yerde kurutulur. Bu yapraklar parçalanır. 2-3 tatlı kaşığı kurumuş yaprak bir bardak suda 30 dakika kadar kaynatılır. Böylece hazırlanan dekoksiyonla ıslatılan bez basur memesine sürülür ya da çıbanlara sarılır. Hemoroite karşı bu dekoksiyondan günde 2-3 bardak içilir.

İşyeri Açmak İçin Gerekli Belgeler

İşyeri açarken birçok kişi istenilen ve işyeri sahibi tarafından temin edilmesi gereken belgeler konusunda sıkıntı yaşar. Özellikle bayilik sisteminin giderek yaygınlaştığı şu günlerde dükkan kiranızı çoktan vererek dükkanınızı tuttu iseniz yaşanabilecek her bir günlük gecikme bile sizi ve ilk başlarda zaten ekonomik olarak desteklenmesi gereken işletmeyi büyük bir zarara sokacaktır. Hatta tüm ayarlamalarınızı yaptı iseniz, bir açılış günü belirleyip davetiyler bastırdı iseniz ve açılış tarihinizi geciktirmek istemiyorsanız aşağıdaki listelenmiş belgeleri önceden hazır etmeniz size zaman kazandıracaktır.

VERGİ DAİRESİNDEN İSTENEN BELGELER

-İşe Başlama Bildirim Formu doldurulur.
-Kira Kontratı veya Tapu Fotokopisi
-İşe ilk başlayan kişinin noter tasdikli imza sirküsü.
-İkametgah İlmühaberi
-İşe Başlama Formu
-Nüfus Cüzdanı Örneği

Yukarıdaki bu belgeler tamamlandıktan sonra yoklama memuru verilen bilgileri denetler ve doğruluğu onaylandıktan sonra vergi levhası alınır.

BELEDİYEDEN İSTENEN BELGELER

10.08.2005 tarih 25902 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince ilgili belediyeden temin edilecek olan durumuna uygun beyan formunun doldurulması gerekmektedir.

Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Müdürlükleri ile Esnaf ve Sanatkârlar Odalarına yapılacak başvurularda:

4 Nisan 2012 tarih ve 28254 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 2012/1 sayılı Genelgesi uyarınca; 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren, esnaf ve sanatkârların işyeri açılışlarının basitleştirilmesi amacıyla ilgili sicil müdürlükleri ile esnaf ve sanatkârlar odalarına kayıt işlemlerinde istenilen belge sayısı azaltılmıştır.

Bu çerçevede; bundan böyle esnaf ve sanatkârlardan sicil ve oda kayıtlarında;

a) Nüfus cüzdanı örneği ya da fotokopisi,

b) İkametgâh ilmühaberi,

c) Vergi levhasının aslı ya da fotokopisi

istenmeyecektir.

Esnaf ve sanatkârlara ilişkin bu bilgiler; Esnaf ve Sanatkârlar Bilgi Sistemi (ESBİS) aracılığı ile sağlanacaktır.

Ayrıca, esnaf ve sanatkârlar tarafından sicil müdürlüğüne ibraz edilecek 3 adet vesikalık fotoğraf ile ustalık belgesi fotokopisi sicil müdürlüğü marifetiyle ilgili esnaf ve sanatkârlar odasına intikal ettirilecektir.

Sicil müdürlüklerince esnaf ve sanatkârlardan sicil tasdiknamesini ilgili odaya mühürletmesi istenmeyecektir.

Ticari araç sahibi esnaf ve sanatkârların (kamyoncu, minibüsçü, otobüsçü, taksici, servis aracı işletmecisi vb.) sicil ve oda kayıtları sırasında araç ruhsatlarının bir fotokopisini ibraz etmeleri gerekir.

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamına alınan il ve mesleklerde faaliyette bulunacak esnaf ve sanatkârlardan ustalık belgesi veya satış elemanlığı belgesinin bir örneği istenir.

Yükselen Burcunuza Göre Fiziksel Özellikleriniz

KOÇ:

Dolgun etli ve kaslı bir vücuda sahiptir.
Kol ve bacak adeleleri çok güçlüdür.
Bu özellik onları canlı ve hareketli yapar.
Omuzlar geniş, kalça dardır.
Bacak boyu bedene nisbetle kısadır.
Kollar uzun değil fakat güçlüdür.
El ayası uzundur.
Parmaklar dipten uca aynı kalınlıkta olup, parmak uçları küte yakın kavislidir.
Çatık kaşlar, kavisli uzun burun, sert ve keskin bakışlı gözler adeta bir koç yüzünü anımsatır.
Kirpikten yana da zengindir.
Alın açık ve çıkıkçadır.
Renk genellikle erkeklerde koyu, kadınlarda biraz daha açık olur.
Saçlar kalın telli, dalgalı hatta kıvırcıktır.
Yüzde bir iz bulunması çok doğaldır.

BOĞA:

Orta boylu, etli, tıknaz hatta göbeklidir.
Kol ve bacaklar kısa ve tombuldur.
En tipik özelliği, sanki boyun yokmuş gibi başın bedene oturmuş olmasıdır.
Aslında çok kısa bir boyun vardır.
Birde ensedeki çıkıntı tipiktir.
Yüz yuvarlak, ağız, burun, kulaklar, dudaklar etli ve iridir.
Yanakta gamze veya tombulluk olur.
Çene kısadır.
Yüzde masum ve sakin bir ifade vardır.
Ama kızdığı zaman bu ifade çok sert olur.
Eller toplu ve etlidir ama çok yumuşak değildir.
Parmaklarda boğumlar vardır.
Parmak uçları hafif yuvarlaktır.
Genç yaşta çok toplu olmasa bile yaş ilerledikçe kilo artar.
Zayıf boğa tipine pek rastlanmaz.

İKİZLER:

Genelde orta boylu ve zayıftır
Ancak bu zayıflık güçsüzlük demek değildir, aksine kuvvetli ve son derece çeviktir.
Kilo almaya uygun olmayan tiplerdir.
Kollar bacaklar uzun, vücut kemiklidir ama kemikler ince ve muntazamdır.
Yüz erkekte iri kemikli ve belirgin köşeli, kadında daha hoş, zarif, ince ve estetik üçgen biçimindedir.
İrice olan burun muntazam fakat uzuncadır.
Yüzde çiller görmek mümkündür.
Dudaklar ince, etsizdir.
Kulaklar küçük ve muntazamdır.
Boyun uzundur.
Eller ince uzun, parmaklar kürdan gibidir.
Parmaklarda eklem yerleri kemiklidir.
Bu yüzden parmak dipleri ince kalır.
Tırnaklar ince, uzun ve sivridir.
Eller çok maharetlidir.
Elleri, kolları, ayakları devamlı hareket halinde olan kişiler kesin İkizler burcudur.
Solak olanlar da genellikle bu burçtan çıkar...
Yaşlandıkları zaman bile genç görünen bir yapısal özellikleri vardır

YENGEÇ:

Vücut oldukça toplu hatlar yuvarlaktır. Kısa boyludur.
Omuzlar düşükçedir.
Baş da yuvarlaktır.
Burnun üstünde kemik çıkıntısı bulunur ve öne doğru sarkmış bir görünüşü vardır.
Gaga burun...
Burun ucu genellikle sivridir.
Gözler masum ifadeli olup yuvarlaktır.
Renkli göz verebilir.
Çenenin çok ufak olması ve çene altındaki ikinci çene birikintisi tipik özelliktir.
İç yapıda ateş gurubundan bir burç varsa yanaklar kırmızı olur.
Eller tombul, küçük...
Parmaklar oldukça kısa, yumuşak etli ve uca doğru sivrilen bir yapıdadır.
Ayaklar da ufaktır.
Yengeç denilince akla gelen önemli bir özellik de belirgin, iri göğüslerdir.
Yumuşak bir yıldız etkisi varsa memeler büyük fakat güzel olur.
Kalça fazla değildir ama hatırı sayılır bir karın vardır.
Yürüyüş iki yana sallanır gibidir.

ASLAN:

Uzun boylu ve iri yapılı bir vücuda sahiptir.
Omuzlar geniş, kalça dardır.
Kemikler kalındır.
Et yapısı serttir.
Bu iri, uzun ve kuvvetli yapıya oranla baş küçüktür.
Saçların gür olması özel bir çekicilik ve hava verir.
Gözler büyük ihtimalle renkli olur.
Çenede bir çukur veya çizgi olur ki bu da bir özellik verir.
Hoştur, yakışıklıdır, çekicidir ama ne yazık ki eller için aynı şeyler pek söylenemez.
Tipik aslan eli "pençe" gibi olur.
Yani, kemikli, eklem yerleri çok belirgin, el çizgileri ben burdayım dercesine derindir.
El sert ve çok güçlüdür.
Kendinden emin ve kuvvetli oluşuna rağmen yürüyüşü yumuşaktır.

BAŞAK:

İnce düzgün ve hoş görünümlü bir vücut yapıları vardır.
Bedenleri zerafetini hiç bir zaman kaybetmez.
Sanki giysi taşımak için vardırlar.
Bel inceliği önemli bir özellik sayılabilir.
Genelde çok tipik özelliği olmayan vasat fakat hoş tiplerdir.
Ten rengi koyudur.
Cilt muntazam ve pürüzsüzdür.
Makyaj için müsaittir.
Yüz hatları düzgün görünür.
Gözlerde hafif alaycı bir bakış vardır.
Belli etkiler varsa eller çok güzel olur.
Diş yapısı tipiktir.
Ön iki diş uzun veya aralıklıdır.
Sert etki almışsa abartılı kısımlar görülür.
Çok iri bir burun, ağız, çıkık diz ve topuk kemiği gibi...

TERAZİ:

Özellikle yüz çok güzel olur.
Ten yumuşak ve hoştur.
Boy ne uzun ne kısa, ikisi arasıdır...
Kemikler düzgün ama belirgin değildir.
Hafif etlimsi bir yapısı vardır.
Kilo almaya istidatlıdır.
Yüz ovalimsidir, hatlar narin ve düzgündür.
Yanakta özellik veren bir ben olabilir.
Eller kemikliliğini kaybetmiştir.
Hafif etli, parmak dipleri aralıksız, uca doğru hafif incelme görülür.
Giyimine düşkündür.
Giysilerinde renk uyumuna çok dikkat eder.
Erkeklerde fluar takmak, bayanlarda eşarp kullanmak, onlar için gerçek şıklığın temelidir.

AKREP:

Genellikle orta veya kısa boylu.
Kalın ve pek biçimli olmayan kemik yapısı, kısa ve çoğunlukla hafif eğri bacaklar...
Gögüs ve kalçalar belirgindir.
Boyun kalındır.
Bedensel görünüm çok güçlüdür.
Ama en tipik akrep özelliği ise kesik "V" çene ile başa yapışık uzun kulaklardır.
Çene belirgin kemiklidir; "V" gibidir ama ucu küt kesilmiş!...
Gözler güzel, bakışlar etkiliyicidir ancak ciddi ve inceleyen bir yüz ifadesi vardır.
Yüz hatları keskindir.
El ve ayaklar kabadır.
Diğer su yapılarındaki gibi yumuşak değildir.
Sonuçta belki güzel değil ama seksi bir çekicilik verdiği kesindir.

YAY:

Uzunca boy, ince ve düzgün yapı, genişce omuzlarla sportif ve asil bir hava sergiler.
Kalça kısmı belirgindir.
Özellikle bayanlarda kilo artışı kalça kısımlarda olur.
Orta yaşı geçen yay erkeğinde ise göbek oluşur.
Yay en tipik özelliği ise geniş ve açık bir alın olup erkeklerde bu açıklık alnın iki tarafında daha derindir.
Kadında alın çok açık olmaz, erkekteki gibi saç açıklığı çok belirgin değildir.
Yüz oval olup kemikli değildir ama etli de değildir.
Yüz "V" harfi ile "U" harfi aras›ndaki bir görünümdedir..
Hatlar hoştur.
Burun kalemle çizilmiş gibi güzeldir.
Dudaklar ince ve etsizdir ki alaycı olabilsin.
Güneş gördükçe yüzde çiller ve benler belirebilir.
Bazen ön iki diş biraz uzunca olur.
El ayası parmaklardan daha uzundur.
Parmaklar muntazam ve az etlidir ama kemikli değildir.
Parmak uçları hafif yuvarlaktır.
Bedenlerine oranla kollar uzundur.

OĞLAK:

Orta boy, bazen de kısaca bir boy...
İnce ve kemikli bir yapı.
Sırt hafif öne doğru eğik gibi durur.
Gögüs yapısı dardır.
Bacaklar kemiklidir.
Dizler çıkıkçadır, iki yana hafif sallanır gibi yürürler.
El ayası ve parmak uzunluğu eşittir.
Kare el yapısı...
Parmak uçları kesilmiş gibi küttür.
Bu özellik tipiktir.
Parmaklar sert etli ve kalındır...
Uzun yüz ve çıkık elmacık kemikleri oğlak yüzünü iyi tanımlar.
Ancak, yüzün genel görünümü "U" harfini andırır.
Yanak kısmı etlicedir.
Çene uzun, gözler badem göz, bakışlar etkileyici ama donuk....
Alın geniş, açık ve hafif çıkık gibidir.
Erkekte sakal ve bıyık çok seyrektir.
Bu yüz güzel olmasa bile kesinlikle fotojeniktir.
İyi yıldız etkileri varsa esmer güzelleri çıkar.
Oğlak yüzü soğuk güzellik verir.
Sanki bu yüze gülmek yasaklanmıştır.

KOVA:

Genellikle orta hatta kısa boy, toparlak ama sevimli bir beden...
Kadında yüz ve cilt çok güzeldir.
Kadife gibidir adeta bakmağa kıyılmaz.
Erkek kova yüzü ise, afacan, yaramaz bir çocuk yüzü ifadesi taşır...
Burun kalkık olabilir.
Dişler muntazamdır.
Tıknaz, etli, yuvarlak hatlı bu beden güzel olmasa da hoş ve cana yakın hava yaratır.
Bazen bayanlarda, belden yukarısı normal, belden aşağısı adeta kova gibi yuvarlak olur.
El ve ayak bilekleri boğumlu olabilir.
Kovaların çoğunda bacaklarda varis bulunur.
Eller küçük, az etli, parmaklar daha uzun ve uçları sivrimsidir.
Parmak dipleri daha topludur.
Özetle farklıyım diyen bir yapı sergiler.

BALIK:

Kısa boylu çabuk kilo alabilen, etli, yumuşak ve sulu bir yapı...
Kol ve bacakların kısalığı tipik özelliktir.
Omuzlar dardır.
Buna mukabil ayaklar büyükçedir ve muntazam değildir.
Eller tombul ve küçük, parmaklar kısa ve boğumludur.
Ten soluk beyazdır.
Yürüyüş yuvarlanırcasınadır...
Büyük yuvarlak ya da hafif ovalimsi etli bir yüzde burun, dolgun dudaklar ve kulaklar iri kalır.
Ama kulaklar akrepteki kadar arkaya yapışık gibi değildir.
Hülyalı, uykulu bakan gözler güzeldir.
Uzun kirpikler onu süsler.
Genelde güzel değildir ama sevimlidir.
Kadınlarda daha cazibeli hava verir.
Yaş ilerledikçe kilo daha da fazlalaşır

Thursday, September 18, 2014

Sınav Stresi için Öneriler

Okulların açıldığı bu yeni dönemde birçok kişiyi şimdiden sınavlar ve sınav stresi sarmış durumdadır. Bu stresin önüne geçebilmek ve sorulara odaklanıp bildiklerinizi unutmadan heyecanlanmadan yapmak için aşağıdaki önerileri bir bir uygulamanız fazlası yeterli.
  • Sınavlarda yaşadığınız heyecanın herkesin başına geldiğini ve o an etrafınızdaki herkesin bunu yaşadığını düşünmek sizi rahatlatacaktır. Bu hafif heyecanın sizin sınava daha iyi konsantre olmanıza katkıda bulunacağını aklınızdan çıkarmayın.
  • Etrafınızdaki kişilerin kaçıncı soruda oldukları ile ilgilenmeyin. Önemli olan sizin soruları nasıl çözdüğünüzdür. Onlar soruları atlayarak da yapıyor olabilirler.
  • Az zamanım var yetiştirmem lazım demek yerine kendinizi sınav sorularına odaklamaya çalışın.
  • Çok gerginleştiğinizi fark ederseniz birkaç nefes gzersizi yapmakta fayda var. Burnunuzdan derin nefes alıp, yavaşça ağzınızdan verebilirsiniz.
  • Sınavdan süre bitiminden önce çıkmayın. Size ayrılan süreyi son saniyesine kadar değerlendirin. Süreniz kaldığı takdirde yanıtlarınızı kontrol edin.
  • Uzun paragraf sorularından çekinmeyin. Paragraf çok uzun ya da yapamam diye önyargılı yaklaşmayın. Bu soruları önce soru bölümünden başlayarak okuyun. Yani önce soru bölümünü okuyun sonra bu bakış açısıyla paragrafı okuyun. Paragraf ne kadar büyük olursa soru o kadar kolay olacaktır.

Kireç ve Pas Sökmek için Pratik Öneriler

- Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın.

- Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız, tertemiz olacaktır.

- Bakır kaplarınızı parlatmak için bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp, bakırı ovun.

- Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.

- Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve güzel yıkandığını göreceksiniz.

- Paslanmaz çelikten tencereler zamanla parlakligini kaybedebilir. Biraz sirkeyi atese koyup isitin. Sonra yumusak bir bezi bu ilik sirkeye batirarak iyice ovun. Ama sonra da iyice durulayin. Bir fanila parçasiyla parlatirsaniz, çelik tencereniz piril piril olur.

- Kristallerin isil isil parlamasi için, yikadiktan sonra durulama sirasinda sirkeli suya batirin. Göreceksiniz bardaklariniz, kadehleriniz piril piril olacaktir.

- Sebzelerinizi tuzlu suda yikamayi aliskanlik haline getirin. Tuzlu su, sebzeleri daha etkili ve çabuk temizler.

- Parlakligini yitirmis bir sürahiye eski halini kazandirmak için yarisina kadar yirtilmis gazete kagidi doldurun, üçte birine de sicak su doldurup sıkı sıkı sallayın.

- Teflon tavalar, tencereler çok kullanilmaktan ötürü zamanla sararir. Bunu önlemek için zaman zaman, içine su biraz da çamasir suyu koyduktan sonra atesin üstünde kaynatin. Indirince de önce sicak, sonra da soguk suyla iyice durulayin. Teflonunuzun sari rengi kaybolacaktir.

- Pisirirken tencerenin dibi tuttuysa bir gece tuzlu suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir

Lekeler için Pratik Öneriler

-Sürekli başımıza gelen çay ve kahve lekelerini karbonatla ovma usulü silerek rahatlıkla çıkartabilirsiniz.

- Bira gibi mayalı içeceklerin lekesini çıkarmak için sabunlu suya biraz amonyak karıştırın ve lekelenin üzerine sürün.

- Zeytinyağ lekesini çıkarırken bir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerinde gezdirilmelidir.

- Eğer örtünüze meyve suyu döküldüyse hemen tuz serpin, ilk yıkamada çıkacaktır.

- Yumurta lekesini çıkarmak için önce soğuk suda bekletmeli sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.

- Masa örtüsü üzerindeki pancar lekesini çıkarmak için bir ekmek parçasını suyla ıslatın, düz bir yüzeye yerleştirin ve örtünün lekeli kısmını ekmek parçasının üzerine koyun ve yine ıslatılmış bir ekmek parçasını üzerine yerleştirin. Ekmekler lekeyi emecektir.

- Şarap lekesini çıkarmak için, oksijenli suyla tampon yapın ya da lekenin üzerini örtecek şekilde tuz serpin ve bir süre bekletin, daha sonra yıkayın.

- Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için nalburdan alacağınız boya incelticiği lekenin üzerine döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle incelticiği silin.

- Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin.

Wednesday, September 17, 2014

Fermuar ve İcadı

Fermuar, dişlerin üzerine dizili bulunduğu iki şeritle bu dişleri kavrayarak hareket edebilen bir parçadan (elciklerden) oluşur. Elcikler çekildiğinde iki şeridi birbirine birleştirir ve üzerindeki dişlerin kenetlenmesini sağlar, ters yöne çekildiğinde onları ayırır. Giysilerin açık uçlarını birleştirmede kullanılan bu düzeneğe fermuar denir. Fermuar kullanılarak bitiştirilecek iki yaka, genelde sayıları 10 ile 100 arasında değişen ve birbiri içine geçebilen özel dişler içeren kumaş bantla donatılır. Fermuar, iki yaka arasında gidip gelebilen ve elle kontrol edilen özel bir sürgü sayesinde açılır ya da kapanır. Sürgünun içinde yer alan Y-şeklindeki kanal, dişleri sıkıştırarak birleştirir ya da ayırır.

Fermuar ilk olarak 1891 yılında amerikalı Whitcomb Judson tarafından icat eildi ve 1913 yılına kadar ilk icat edildiği hali ile kullanılmaya ve üretilmeye devam etti. 1913 yılında ise tekrardan geliştirilen ve revize edilen fermuar ise o günden bu günlere hiç değişmeden gelerek kullanıldı. Birçok icat günümüze kadar bin bir türlü değişikliğe uğrarken bazı icatlar varki ilk hallerini hala korudukları halde işimize yaramaya devam ediyorlar ve daha iyisi yada daha kullanışlısı henüz icat edilemedi, işte fermuarda onlardan birtanesi.

Aracınıza Kış Bakımı

Kış mevsimi geldi çattı. Kışın yolda kalmamak için bu mevsimlerde yapacağınız ufak kontrol ve bakımlar sizi bütün kış idare edecek ve aracınızı kışa hazırlayacaktır. İşte bunlardan en önemli olanları:

  • Otomobilin yola tutunmasını sağlayan lastiklerin ideal diş derinliğinin 3 mm olması gerekir. Eğer kışın karlı ve buzlu yollarda kaymak istemiyorsanız, mutlaka lastiklerinizi kontrol ettirin. Gerekirse değiştirin
  • Kışın havadaki nem ortamının artmasıyla, buji kabloları ve distribütör kapağındaki çatlaklardan nem girip otomobil çalışmayabilir. Onun için elektrik sistemini kontrol edin. Kış aylarıyla birlikte araçlarda elektrik sarfiyatı artar. Bu yüzden ilk olarak elektrik marş ve şarj dinamolarının kontrolünü, ikinci olarak da akülerin bakımını mutlaka yaptırın. Akü çok yoruluyorsa akü suyunu, suyundaki asit oranını ve kutup başlarını kontrol edin. Kutup başlarını gres yağı, bulunamıyorsa vazelin yağı ile silin.
  • Camı temizlemeye yarayan fıskiyeler sudaki kireç nedeniyle zamanla tıkanabilir. Fıskiyelerin uçlarını bir iğne yardımı ile açabilirsiniz.
  • Kış mevsimi öncesinde hava filtresini kontrol etmek, temizlemek veya kullanılamayacak durumda ise değiştirmek gerekir.
  • Yaz aylarında genişleyen V kayışı, özelliğini kaybeder. Kayışı germeniz mümkünse gererek kullanın, aksi takdirde kayışı değiştirmek gerekir. Çünkü gevşek kayış şarjı etkiler, vantilatörün devir daimini yavaşlatır. Dolayısıyla otomobilin sağlıklı çalışmasını etkiler.
  • Radyatör sistemindeki suyun donmaması için antifriz kullanılmalıdır. Soğutma sistemini korozyona karşı korumak için yaz-kış kullanılması gereken antifriz, kışın soğutma sisteminin donmasını önler.

Şemsiye ve İcadı

İlk kullanıldığı günlerde adı parasol yani para: korunmak,durdurmak ve sol:güneş anlamına gelen şemsiye ilk olarak Mısır'da güneşten korunmak amacı ile kullanılmaya başlanmış ve daha sonra yayılarak avrupaya sıçramış ve Roma zamanında yoğun olarak kullanılmıştı. Yapımında yaprak ve papirüslerin kullanıldığı şemsiyenin kullanımı Eski Yunan kültüründe de görülmüştür.

Kağıt veya kuru yapraklardan üretilen şemsiyeler öncesinde yoğun bir yağla kaplanıp kurutuluyorken sonrasında ise reçine ile kaplanarak su geçirmeleri engellenmiş daha aktif ve yoğun kullanılır hale gelmişti. Seri üretimine 1830 yılında Londra'da "James Smith and Sons" şirketinde başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemikleri veya ahşap malzeme kullanıldı.

Şemsiye ismi ise Türkçeye ise Arapça'daki şemsiyye sözcüğünden gelmiştir.Türkiye'de ilk örnekler ülke dışından getirilen şemsiyelerin kullanımıyla oldu. 1882 yılında İstanbul'da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz'in üretime başlamasıyla ilk yerli yapım şemsiyeler de kullanıma girdi. Bugün dünyada, çeşitli modelleri, boy ve renkte olanları bulunan şemsiyeler, değişik yay mekanizmaları aracılığıyla açılıp kapanan, manuel, yarı otomatik ve tam otomatik modeller içermektedir.

Bitki Çayları ve Faydaları

Adaçayı:

Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Bakterilere, virüslere, mantar hastalıklarına karşı etki gösterir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Hazım sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir. 

Altınotu çayı: 

Böbrek taşlarını eritici, idrar söktürücüdür. Ödem, albümin, mesane iltihabını giderir. Romatizma, safra kesesi, idrar yolu ve prostat iltihaplarını giderir. Eklem ağrılarını giderir. Antiseptik ve doğal bir antibiyotiktir. 


Kuşburnu ve Amber Çiçeği çayı:

Şeker hastalığına faydalıdır. Sindirim sistemini rahatlatır. Kramp ve adale ağrılarına faydalıdır. Afrodizyak etkisi vardır. Sinir sistemi yatıştırıcı ve anspazmatik etkisi vardır, idrar yolu enfeksiyonunu önler. Yüksek derecede C vitamini içerir. Vücudun savunma sistemini güçlendirir. Yorgunluğu giderir.

Anason çayı:

Hazmı kolaylaştırır, iştahsızlığı giderir. Yemeklere karşı görülen tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir, idrarı arttırır. Kusmaları önler. İshali keser. Adet kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü arttırır. Sinirleri yatıştırır. Uykusuzluğu giderir. Migren ağrılarını keser. Beyin yorgunluğunu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Kan dolaşımın düzenli olmasını sağlar. 

Biberiye Çayı: 

Sindirim sistemi rahatsızlıkları, kramplı mide, bağırsak ve safra kesesi rahatsızlıkları, kas ve eklem romatizması, sinirsel rahatsızlıklar, alçak kan basıncı, kronik güçsüzlük, romatizma ve gut hastalıklarına faydalıdır. 

Böğürtlen ve Çiçeği Çayı: Dikenli ve çalı görünümünde bir bitki. Ekilmemis yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarında çok bulunur.Meyva birçok meyvanın oluşturduğu bileşik küre biçimindedir. Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır, gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber; İdrar söktürür. Ayaktaki şişlikleri giderir. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Hafıza kaybını önler, diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanılmaktadır. Ağız yaralarını giderir. Kan yapıcıdır. Ses kısıklığını giderir. Bilinen herhangi biryan etkisi yoktur. 

Çakşır çayı: 

Cinsel gücü arttırıcı ve iştah açıcı etkisi vardır. Şeker düşürücüdür. 

Ebegümeci çayı:

Solunum sistemi tahrişleri ve iltihaplarında koruyucu olarak kullanılır. Üst solunum yolları enfeksiyonları bronşitte göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü ve öksürük kesici özelliğe sahiptir. Ağız mukozası hastalıkları, faranjit, bronşit, soğuk algınlığı astım ve gripte faydalıdır. 

Civanperçemi çayı:

Adet kanamalarında, menopoz döneminde, yumurtalık iltihaplarında, rahim akıntılarında, sırt ağrılarında etkilidir. Kan yapıcıdır. Mide ve bağırsak kesesi rahatsızlıklarında etkilidir. En popüler kan dindirici bitkilerden biridir. Mide ağrılarında, mayasıl, ülser, gastrit vs hastalıklarda mide ve basur kanamalarında, ayrıca yara ve burun kanamalarında kullanılır. 

Elma çayı:

Besin değeri yanında, nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttaki toksinlerin atılmasında yardımcı olur. Bağırsakları temizler, karaciğeri besler, sinirleri ve adaleleri kuvvetlendirir. Bedenin ve zihnin yorgunluğunu giderir. Böbrekteki kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur, kanı temizler, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. 

Enginar çayı:

Karaciğer ve böbrek yetmezliğinde faydalıdır. Sarılık ve hepatit hastalıklarında, aşırı şişmanlıklarda, kurdeşende, romatizma ve egzamada, kan dolaşımını düzenlemede faydalıdır. Kolesterolün sebep olduğu damar sertliğinde, kalp sancıları, enfarktüs, beyin kanamaları gibi rahatsızlıkları önleyicidir. Kalbin en iyi dostudur. Kan temizleyici, vücuttaki zehirli maddeleri atmada, vücuda dinçlik vermede, kalp adalelerinin kuvvetlenmesinde, üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağlar. Mideyi dezenfekte ederek rahat çalışmasını sağlar. Toksinlerin atılmasında yardımcı olur. 

Funda çayı:

Diüretik idrar yolları antiseptiği safra söktürücü, sistit üriner sistemde kum ve taş düşürücü, böbrek üstü bezleri çalıştırıcı etkisi vardır. Böbrekleri temizleyerek enfeksiyonları önler, zayıflatıcı etkiye sahiptir. 
Biloba çayı:
Zihin açıcı unutkanlığı gidericidir. Beyindeki oksijen seviyesini arttırır. Doku yenileyicidir. Dolaşım problemleri, vertigo, baş dönmesi ve tinitüs, kulak çınlaması gibi rahatsızlarda etkilidir. Yüksek kan basıncı ve damar sertliğine karşı etkilidir. 
Hatmi çayı:
Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Nezle ve öksürükten kaynaklanan şikayetleri giderir. Boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarında kullanılır. Bağırsak iltihaplarında etkilidir. Mide ve bağırsak ağrılarında, onikiparmak ve ince bağırsak, kolit gibi ülserlik iltihapları temizler. 
Dağ çiçeği çayı:
Sideritis Uyarıcı, gaz söktürücü, iştah açıcı ve mide ağrılarını kesici özelliklere sahiptirler. 

Ihlamur:Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü ve gıcık giderici olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır. Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolaşımını düzenler. Öksürüklerde yumuşatıcı rahatlatıcı ve terletici etkilere sahiptir. 

Isırgan otu çayı:
İdrar arttırıcı özelliğe sahiptir. Organizmanın yıkım ürünlerine temizleyici metabolizmayı uyarıcı ve kuvvet verici, idrar yolları iltihabında ödem çözücü özelliğe sahiptir. Toksin atıcı, bakterilere karşı koruyucu etkisi vardır. Kalbe faydalıdır. 

Kantaron çayı:
Dahilen kantaron içerdiği hiperisin maddesinden dolayı orta şiddetteki depresyona karşı faydalıdır. Özellikle menopozda görülen bitkinlik, endişe ve sıkıntıları giderici olarak kullanılır. Bitki taşıdığı bioflavonitler ve hiperforinden dolayı yatıştırıcı, sakinleştirici özelliğe sahiptir. 
Karabaş çayı:
Ağrı kesici, yatıştırıcı, balgam söktürücüdür. Dahilen idrar yollarında, haricen basit yaralarda mikrop öldürücü etkisi olduğu bilinmektedir. Bilhassa sinirsel baş ağrısı, uykusuzluk ve yüksek tansiyon gibi şikayetlerde de etkilidir. 
Bakterilere karşı etkisi bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Balgam söktürücüdür, kuru ve balgamlı öksürüklerde rahatlatıcı etkisi vardır. 
Kekik: 
Bakterilere karşı etkisi bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Balgam söktürücüdür, kuru ve balgamlı öksürüklerde rahatlatıcı etkisi vardır 

Kuşburnu:

Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C, B1 ve B12 vitamini vardır. Besleyicidir. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Enfeksiyonlara ve bulaşıcı hastalıklara karşı vücut direncini arttırır. Nezle ve gribe karşı koruyucudur. Kuşburnu A vitamini ve karotenoidler içermesi nedeniyle gece körlüğü ve diğer göz problemlerine iyi gelir ve bağışıklığı arttırır. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor. 

Limon:

A, B, C ve D vitaminleri ihtiva eder. Kalbi ferahlatır, böbrek tıkanıklıklarını ve bademcik iltihaplarını giderir. Tansiyonu düşürür. Nezleye iyi gelir. Sinir sistemini yatıştırır. Mideyi rahatlatarak hazmı kolaylaştırır, idrar sökmede etkilidir. Mide bulantısını keser ve kusmayı önler 
Melisa:
Yapraklar yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay hâlinde kullanılır. Balgama ve sedef hastalıklarına çok faydalıdır. Kalbe kuvvet ve ferahlık verir. Çarpıntı ve sıkıntıyı uzaklaştırıp zihni açar. Akrep sokmalarında yakı yapılırsa faydalıdır. Diş ağrılarını dindirir. 

Mersin:

Astım bronşit ve nefes darlığını giderir. Bakterilere ve virüslere karşı iyi bir antiseptiktir. Kanama kesicidir. Yatıştırıcıdır. Verem bel soğukluğu, şeker hastalığı, akciğer iltihabı, müzmin ishal ve idrar yolu rahatsızlıklarında etkilidir.

Nane-Ihlamur Karışımı:

Organizmanın savunma gücünü arttırarak ateşli soğuk algınlıklarını kısa sürede giderilmesinde etkilidir. Uykusuzluğa iyi gelir. Spazm gidericidir. Kan dolaşımını düzenleyerek migren ağrılarının giderilmesine faydalı olur. Göz çapaklarının giderilmesinde faydalıdır. 
Sindirim sistemine olumlu etkileri vardır. Soğuk algınlığı, öksürük, ses kısıklığına karşı kullanılır. Yatıştırıcıdır. Uyku verir, içindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir. Vücudun su dengesini korur. Yüksek derecede potasyum içerir. Cildin kurumasını sağlar. Kırışıklıkların meydana gelmesini önler. Kasları kuvvetlendirir. Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. Kalp krizi önlemede faydalıdır. Bulantı ve kusmayı gidermede etkilidir. 

Anason-Rezene:

Mide ve bağırsak gazlarını gidericidir. Hazım kolaylaştırıcı, iştah açıcı özelliğe sahiptir. Uyku hissi verir. Emzikli bayanlarda süt bezlerini faaliyetini arttırır. Ağrı kesicidir. Kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Kalbi kuvvetlendirir ve yorgunluğu giderir. 

Sade Rezene: 

Mide ve bağırsak hareketlerini arttırır. Uçucu yağı düz kaslarda meydana gelen spazmları giderici olarak kullanılır. Bronş mukozası üzerindeki salgıları arttırmada ve iltihap gidermede etkilidir. Gaz söktürücü ve süt artırıcıdır. Göz damarlarını kuvvetlendirir. Çocuklarda iştah açıcıdır. 

Yeşil Çay:

Yeşilçay içerisindeki kateşinler sayesinde; kanser riskini azaltır, tümörü küçültür. Kolesterolü düşürür. Tansiyonu dengeler. Kan şekerini ayarlar. Bakterileri öldürür. Ağız kokusunu önler. Grip virüsünü öldürür. İçerisindeki vitamini sayesinde performansı olumlu yünde etkiler. Yorgunluğu ve uyku halini ortadan kaldırır. İdrar söktürücüdür. Stresi azaltır Kan damarlarını güçlendirir. Diş çürümesini önler, içerisindeki E vitamini sayesinde antioksidan olarak rol oynar. Yaşlanmayı geciktirir. Kanser hücrelerinin gelişmesini önler. Akciğer, mide, bağırsak, karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapar. Damar sertliğini önler. Kemik erimesini engeller. Kilo verdirir. Migrene faydalıdır. 

Zencefil-Ihlamur: 

Nefes darlığı, astım bronşitte faydalıdır. Bağırsak gazlarını giderir. Karın ağrılarını keser. Karaciğer tıkanıklığını, mide üşütmesini giderir. İshali keser. Ağrı kesicidir. Unutkanlığı giderir. Müzmin bronşite karşı çok etkilidir. Her türlü soğuk algınlığına iyi gelir. Gevşetici, sakinleştirici ve terleticidir.